12 Tem 2012

güzel ya da gizem

Golden Tortois - Charidotella bicolor

Güzel'i  tanımlamak gerekir mi ? Belki geçen asır yaşamış bir estet olarak , böyle bir açıklamaya girebilirdik ama ,  ne yazık ki " güzel " artık şaşırtmıyor bizi , hiçbir şey ,  giderek güzellik kavramı , olağandan da öte   génétique bir duyguya dönüşüyor . Peki  karşıtlıkları ortaya koyarsak ; " çirkin " ne ?  Ya da siyah -beyaz , cennet - cehennem ;

Centaurus-Navajo/Arizona

Bu ikilem arasında dolaşırken ; birisi kulağıma fısıldıyor : " güzel , ona bakanın gözlerindedir " , o zaman tartışmak gereksiz . 60 yıllarında Güzel Sanatlar Akademisindeyiz , Bizim atölye ; Bedri Rahmi Eyüboğlu atölyesi, ötekiler göre çok daha serbest , tartışmaya açık , hocanın şairliğinden gelen yanıyla  , ilgi alanlarımız gözümüzü her yana çekiyordu . Bir gün" güzel "i tartışırken , hoca " Ben güzele güzel demem , güzel faydalı olmalı . " diyordu ve biz de israrla güzel bir kadın nasıl faydalı olabilir sorusuyla konuyu saptırmaya çalışıyorduk sonuçta ben güzele başka bir öneri getirdim ;   Akademinin ana giriş kapısının üstüne , mermere  "ZORLA GÜZELLİK OLMAZ " diye yazmak , girmeden okusun millet . 
Demokles'in kılıcı gibi başımızın üstünde duran " antik güzellik ", uzun bir süre unutulduktan sonra , 1755 de bir Alman arkolog Winckelmann 'ın yazdığı " yunan eserlerinden yapılan resim ve heykel kopyaları üstüne düşünceler " araştımasıyla , yeniden gündeme geldi . " Beauté Greque " , kusursuz güzelliğin pskanalizinde , çıplak vücuda hayal arzularını mavi bir gök dekorunda düşlemiştir  ki buradan "antiquité'ye dönüş başlamış ve güzelduyguculuk  sanatın en etkin akımı olmuştur . Çıplak , güzelin cristallisé olmuş halidir , burada imgeyi güzel adına durdurursak ; " kauros " genç erkek bir ideal oluşturur . Akademik anlayışın temelinde yatan ; desenin , pentürün , heykelin vazgeçilmez konusu " NÜ "yani çıplak , bizde ; Güzel Sanatlar Akademisinin ilk yıllarında ; açıkcası batıdan gelen , kopya edilen  bir akademik öğretimin gerekliliği, tabuları yıkıp , çıplak modelle çalışılmaya başlanmıştır. Oysa Çin sanatında " NÜ " yoktur , erotik konulu resimlerin dışında. Çin düşüncesi konuyu bir başka değişime zorluyor ; " idealin abstraksiyonu  - HUA- bu da TAO dan gelen aktüel le onun ters dönüşümünün bir sonucu , daha çok peyzaja yönelik  "ruhun değişim süreci " olan CHUAN SHEN  ,  görünmeyen boyut .
Caspar David Freedrich , 1830 yıllarında doğaya başka türlü bakıyor , sanki Çin resminin mesajını almış ve de doğanın olağan üstü gizemine  o yüzyılın bilim adına insana dokunan ışığına . Bu asırda doğabilimcilerin kapıyı aralayıp , insan eli deymeyen , yeni keşfedilmiş kıtalara yönelmesi sanatı da bu yönden etkiledi .


Alexandre Von Humboldt
1800 lerde Goethe jeolojiye merak salıyor ve de " bulutlar " üstüne bir çalışma yapıyor , bunun yanı sıra şair Novalis'de madenlere merak salıyor giderek özellikle Alman resminde  romantik akımının doğabimine açılışı , olağanüstü doğayı konum olarak alması çok ilginçtir . İnsanin asırlardır kafasını kurcalayan soru ; nereden geldik : 



Din'lerin tüm sansürüne rağmen , merak insanın en önemli bir boyutu oluyor . " Dünyadan Evrene Sonsuz " kitabını yazan Giardiano Bruno , bu tezinde tanrıyı unuttuğu için 17 şubat 1600 de yakılıyor. Yaşadıkları dünyanın da evren kadar gizemsi olduğuna inanan doğabilimciler, gizemi araştırırken doğanın o şaşırtıcı labirentinde gerçek güzelle karşılaşıyorlar.  Bilim adamı Humboldt " 1847 de yayınladığı "kosmos " kitabında " ..doğanın bu akılalmaz varoluşu eğer insan düşüncesiyle karşılaşmazsa ya da bu olağanüstülük insana yansımazsa hiçbir devinim getirmez , onun tohumları ancak insanda yeşerir . Bu objektif  "vision " dan romantismin mistik  "vision" una yönlendirirken ,  o yüzyıl sanatçılarının konumlarındaki doğayı ne kadar iyi gözlemlediklerini örneğin Caspar Davit Friedrich'de görüyoruz. 

1 yorum:

  1. Sitenizde gezinirken çok güzel paylaşımlar gördük Buzboru olarak başarılarınızın devamını diler.

    YanıtlaSil