Sevgili Utku, Sevgili Mehmet de bütün güzel insanlar gibi bembeyaz bir ata binerek bulutların ötesine gitti...Gökyüzünün tüm yıldızları kabrine yağsın...Meleklerin ninnileriyle ışıklar içinde uysun.
Fugace pentür 2025 1942 doğumlu ressam Utku Varlık, 1970 yılından bu yana Paris’te yaşamaktadır. Babası, Osmanlı döneminin Selanik şehrinin tanınmış ailelerinden, annesi ise Abhazya kökenlidir. Sanat eğitimine İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’nde başlamış, burada Bedri Rahmi Eyüboğlu ve Sabri Berkel’in öğrencisi olmuştur. Paris’e yerleştikten sonra, Paris Güzel Sanatlar Akademisi’nde George Dayez’in rehberliğinde resim ve litografi eğitimini sürdürmüştür. 1975 yılından sonra resim anlayışında önemli bir değişim geçiren Varlık, dışavurumcu gravürlerden, şiirsel ve hayal gücüne dayalı bir resme yönelmiştir. Eserlerinde fantastik-realistik bir evren yaratarak izleyiciyi derin düşüncelere sevk eder. Bugün hâlâ Paris’...
Sis ve Işık Arasında: Utku Varlık’la Şehirler, Düşler ve Akademi (II. Bölüm) Söyleşi : Aslı Bora Sanat, hakikatin sınırlarını bulanıklaştırırken, aynı zamanda ona yeni bir biçim kazandıran, düş ile gerçek arasındaki sınırları aşmayı başarabilen bir sihir. Utku Varlık’ın dünyasında bu sihir, zamansız imgelerle, bellek tortularıyla, varoluşun katmanlarıyla birbirine geçiyor. Söyleşimizin ilk bölümünde, sanat ontolojisine, İstanbul ve Paris’in dokusuna, bireysel üretimin mecburi özgünlüğe ve entelektüel birikimin dönüşümüne ilişkin bir haritada ilerlemiştik. Şimdi, bu yolculuğun ikinci durağında küratörlük pratiğinin bir sanatçının özgürlüğü üzerindeki izdüşümlerini, çağdaş sanat ve koleksiyon kültürünün değişen kodlarını tartışıyoruz. Sanatın yalnızca bir estetik üretim değil, aynı zamanda bir ideolojik aygıt ve varoluş biçimi olduğu gerçeğiyle yüzleşirken, bir sanatçının geçmiş ve bugün arasındaki çizgiyi nasıl inşa ettiğini, belleğin sanatta nasıl yankılandığını, yaratıcı süreci e...
Il y a un an, après avoir visité à Paris quelques expositions que je tenais à voir, je passais sur le quai Malaquais quand une affiche attira mon regard — celle d’une exposition à la galerie de l’Académie, au bord du fleuve. Une exposition de photographies, intitulée « L’Arbre et le Photographe ». Le titre seul m’arrêta. D’ordinaire, ce lieu accueille les expositions de concours étudiants. J’hésitai à entrer, puis cédai à l’appel d’un instinct vague — j’avais du temps devant moi, et quelque chose, sans que je sache quoi, m’y poussa. y étaient présentées. Les tirages, d’une qualité remarquable, avaient quitté les ténèbres de la chambre noire pour se muer en presque-estampes. Je m’attardais devant les plus saisissantes — l’arbre, il est vrai, est un sujet d’une beauté grave. Autrefois, du temps où la photographie était encore argentique, j’avais rêvé de parcourir le monde pour rassembler, dans un livre, les images des arbres les plus fous. Mais lorsque j’en parlais à mes amis...
:(
YanıtlaSilgördüğümde ilk düşündüğüm Dante oldu hocam
Nur içinde olsun
Sayin Ustadim Utku,
YanıtlaSilbutun Turkiyelilerin basi sag olsun,bilhassa senin çok iyi dostun oldugunu biliyorduk.
Mehmet Tamar.
Sevgili Utku,
YanıtlaSilSevgili Mehmet de bütün güzel insanlar gibi bembeyaz bir ata binerek bulutların ötesine gitti...Gökyüzünün tüm yıldızları kabrine yağsın...Meleklerin ninnileriyle ışıklar içinde uysun.
Sevgili Utku
YanıtlaSilönce senin
sonra hepimizin başı sağolsun!
İyi ol! İyi olalım!
Selamlar sevgiler!
Tüm sevenlerine sabırlar dilerim...
YanıtlaSil