Kayıtlar

SOLGUN BİR GÜL DOKUNUNCA - Gül Davası -

Resim
  Dostum Sezgin Çevik bu haberi bana göndermeseydi, yine unutulup gidecekti. Twitter'de görmüş bu mahkeme tutanaklarını içeren belgeleri, yayınlayanı tanımıyorum ama  1970 yılında Metin Eloğlu, Utku Varlık, Edip Cansever isimlerinin yanı sıra Belgin Doruk; nasıl olur davalaşırlar, şaşırmış ve Twitter'e koymuş! Bu belgeleri biri satmış "Gezegen Sahhaf" Sedat Yardımcı'a, bilgi sayarı bozuk olduğu için kimin sattığını bulamadı ama kız kardeşi biliyormuş, Sezgin'e bu hafta söyleyecek, açık artımadan da kimin aldığı meçhul!                                                                                  GÜL DAVASI Devlet Bursunu kazanmıştım, yıl 1970, dört yıl için Paris’e gitmeden yeni açılan Taksim Belediye Galerisinden bir sergi yapmamı istediler d...

UTKU VARLIK - BÜTÜN RESİMLLERİ BAŞTAN YAPMAK / ALİN TAŞCIYAN Star Gazetesi 2014

Resim
  Hiçbir zaman kimse iyi yaptığını düşünmez. Ben her zaman düşündüğüm resmi 3-4 sene sonra yaptım. Keşke param olsa ve sattığım tüm resimleri toplayıp bir meydanda yaksam ve yeniden yapsam”. “Resim asla bitmez. 1960’ta Fransız Kültür Bakanlığı resim müzelerine bir emir gönderiyor ve Pierre Bonnard’ın görüldüğü yerde yetkililere haber verilmesini istiyor. Çünkü Bonnard pardesüsüsün içine sakladığı ufak paletiyle çaktırmadan resimlerinin beğenmediği yerlerini değiştiriyor.” *** Yukarıdaki paragraflar usta ressam Utku Varlık’a ait. Türk Hava Yolları’nın Skylife dergisinde Sezgin Çevik’in Varlık ile Paris ve İstanbul’da yaptığı bir söyleşiden alıntıladım. Utku Varlık’ın özgün tarzıyla resim sanatında edindiği önemli yeri ve kendine özgü tarzına her daim saygı duymanın yanı sıra bu sözleri hep aklımı kurcalamış olan bir soruyu ele almaya teşvik etti beni. Nisan ayında Star Pazar’da yayınlanan, İtalyan sinemasının efsanevi kuşağından yönetmen Ettore Scola ile yaptığım söyleşiden sonra da...

DOĞAN PAKSOY'LA KONUŞMA 2004

Resim
  ARTİSTANBUL 2004 FUARI NEDENİYLE DOĞAN PAKSOY’LA GENÇSANAT DERGİSİ İÇİN KONUŞMUŞTUK, FARKINA VARDIM Kİ 17 YIL SONRA DEĞİŞEN BİR ŞEY YOK! Doğan Paksoy : Paris - İstanbul sergisinden başlayalım mı, sergi nasıl geçti? Utku Varlık : Organizasyonu Paris’de yaşayan 4 - 5 kişi yaptı ve eşimi çalıştığı çok önemli bir sanat vakfı ( Cite İnternational des Arts ) bize bu mekanı verdi; sergide Paris’de yaşayan ressamlara yer verdik, 30 ya da 40 DP. : Bu sanatçıların seçimini kim yaptı? UV. : Normal olarak Paris’de resmiyle yaşayan kim varsa onu aldık DP. : Orada yaşayıp olmayanlar da varmış! UV. : Bugün Paris’te kimin yaşayıp yaşamadığını çözmek güç. Bazı ünlü ressamlarımız, örneğin: benimle aynı sitede oturan Ömer Uluç da dahil olmak üzere, Paris’i mekan gösterip, genellikle İstanbul’da yaşıyorlar; Paris onların gelip gittiği, kira ödedikleri bir sanat kenti, bu güzel bir olanak bence! DP. : Pazar İstanbul mu ki tercihleri bu yönde? UV. : Pazar, açık ve seçik her zaman İstanbul oldu, her ye...

ÇAĞDAŞ SANAT BİR CAN SIKINTISI / KONUŞMA: UTKU VARLIK - CEREN ÇIPLAK DRILLAT / ARTDOG DERGİSİ 2020

Resim
  SORULAR   *Bugünkü çağdaş sanat nasıl dinamikler üzerine kurulu?  İ kinci Dünya Harbi sonrası, Amerika’nın komünist bloguna karşı dünyayı kontrol arzusu, öncelikle “Marchall Planı”yla başlamıştı; parçalanmış, yıkık Avrupa’yı doyurmak, kurmak adına. Öte yandan bu yıkıntıda hala Paris Çağdaş Sanatın kontrolünü elinden bırakmamıştı; bir çok dünyaca ünlü Fransız sanatçısı harbin başlangıcında Amerika’ya sığınmış ve orada çok etkindi: Zadkine, Mondrian, Lipchizt, Chagall, Tanguy, Masson, Dali vs. 1947 yılında CIA’ nın yönettiği “National Security Act”, Sovyetik Blog’a karşı, “ Soft Power”; pentürü bir silah gibi kullanma amacıyla Jackson Pollock, Robert Motherwell, William de Kooning, Mark Rothko gibi abstre sanatçılar üstüne bir promotion yaparak sanki bir rönesans prensi’nin buyruğuna özgü, Abstre’yi daha doğrusu “Dışavurumcu Abstre Amerikan Pentürü’nü” dünyaya duyurmak üzere saldırıya geçti. Ama gerçekte Amerika’lılar Abstre’yi sevmiyorlardı, giderek Ba...

SAHNEDEN ÇIKMAK

Resim
  Uzun süredir izlediğim, sanatta “kökleşme” onun getirdiği “hırslaşma” giderek “yapışma” daha ötesinde “bunama”nın akıntısında, insana dair “egocentrique” - benmerkezci “ tüm dışa vuruş, gerektiği gibi yargılanmıyor! İnsan yaşadığı sürece, onun gölgesi gibi sürdürülmek istenen “sanat tavrı” çok önce başını alıp gitmiş se, bunun farkına varamayıp hala 80. Sanat jübilesi için müzelerin kapılarını aşındıran sanatçılar, 15. Kitabını yayınlamak için uğraşan yazarlar, bunadığın hala farkına varamayan düşünürler vb. üstüne bir eleştiri görmedim! Yalnız  bizim ülkeye özgü: sanatçının “kendi müzesini açma megalomanisi niçin başka ülkede yok” bunun üstüne de “psikolojik” bir araştırma da yapılmadı! Niçin söylüyorum bunları, sataşmaktan öte, belki dünyanın en gıcık Galerilerinden Paris’deki Lelong& Cie de David Hockney’in şu günlerde yaşadığı Fransa’daki Normandiya peyzajları sergisi. "Benim Normandiyam" sergisinde 11 tablo sergiliyor, her tablonun fiatı 5 milyon dolar.   ...

INSTALLATION – YERLEŞTİRME / SANATTA BİR BAŞKA DOLANDIRICILIK

Resim
Önsöz: Şair dostum Levent Karataş'ın bana ilettiği  bir soruydu: "niçin İnstalattion'a karşısın"? Ayrıca buna benzer "çapraşık" hep "plastik Sanatlar" dediğimiz, gerçekten ne olduğunu da yapanların bile anlamadığı, nedenini benim sezdiğim, anlattığım ama yanıt beklerken hep karşımda bulduğum  "sağır bir duvar"!  Her şey sanat olabilir mi? Olamaz! Şimdi nereden çıktı bu tartışma? SANAT; yok öyle bir şey! Eğer ben resim yapıyorsam bu, kendimle bir diyalogdur. Güzelliğin geçiciliği gibi, özlediğimiz resim de başını alıp gidince, geriye tarifsiz bir can sıkıntısı kaldı… Bloğumda sanata özgü güncel sürtüşmeler, farkında olamadığımız yanlış öğretiler, bizi manipulé edenler ya da albenisiyle bizi şaşırtanlar, yol gösterenler vd. gibi konuları kendi görüş açımla yazarken, o güne dek farkında olmadığım conceptuel ayağıma takıldı. Geçen yıllardaki “abstre-figüratif” kavgası henüz bitmeden suyu daha da bulandırdılar. Kavramsal etiketiyle, milyarderl...

LÜTFÜ DAĞTAŞ'LA KONUŞMA - 2020 - SANRI SERGİSİ /BOZLU ART PROJECT - İSTANBUL

Resim
 İstanbul’da “Sanrı/Illusion” başlığıyla resim sergisi açan Utku Varlık: “Paris Bienali’ne resimlerim gönderilmiş ama ben davet edilmemiştim!”         Lütfü Dağtaş                 1965 yılı Haziran ayının sonları. Hiç bu denli şaşırmamıştır Utku Varlık, kendisini Kunsthistoriches Müzesi’nin kapısında bulduğunda. Otostopla, cebinde topu topu 10 dolar, yemeden içmeden gelmiştir Viyana’ya. Bu Avrupa’ya ilk çıkışıdır. Kötü röprodüksiyonlarla dolu kafasını yıkamak, belleğini yenilemek, meraklarına yanıt bulmak adına çıkmıştır onca güçlüğe karşın ve bunun adı, “umut gezisi” dir. Güçlüğün adı ise, parasızlık!               Kunsthistoriches Müzesi’ne giriş parasızdır, tam biçilmiş kaftan! Bilemez ne kadar süre durduğunu Müze’de sergilenen Brughel’in Karda Avcılar adlı tablosunun önünde. Zaman akar gider, farkında değildir. Derken İsa’ya benzeyen Müze bekçisinin uyarısıyla kendine gelir. “Sanki ta...