19 Eyl 2021

CAMERA OBSCURA: ÇAĞDAŞ SANAT BİR OLİGARŞİ'DİR

 


                                                            KUZULARIN SESSİZLİĞİ

Bir saptanma değil, karşı oluş ve yargılama açısı o kadar baskın ki karşı bir şey söylemek istiyorsun; aynen politikada  olduğu gibi demokratik yollarla geldiğini savunan bir diktatöre karşı yumruğunu kaldıramıyorsun, seni azarlayan patronun karşısında boynunu büküyorsun; paralarıyla sanata bulaşmış enayi milyarderleri eleştiremiyorsun! Evet, dik kafa, ukelâ geçinen Fransız entellektüel ve sanat eleştirmenleri, sanat düşünürleri tüm media, yazılı basın ve de Devlet; Sanatı manipüle eden, kim aklınıza gelirse "contemporary" adına Francois Pinault'un yaptığı "cehalet'e" kimse ağzını açamıyor ve adam doymuyor, bu ağaç ticareti yaparak milyarder olan Broton bir köylü, kültürü yapan bir arınmadan geçmemiş; ekonomik alanda başka bir boyuta geçtiğinde, parasıyla koleksiyoner olmak; bunu iyi yapanlara özel bir kişilik uluslararası bir çekim alanı yaratıyor - kompleks giderici - 80 yıllarında ilk satın aldığı Jeff Koons, bugün onun yıldızı ve de ikisi de gerçek sanatı oluşturan genel kültürden habersiz! Özellikle "çağdaş Sanat" onun sevdiği büyük bir panayır; bunu iyi kullanan kazanır; o da bunu iyi biliyor: Truva atı misali bu kaleye nasıl gireceksin? Adam uyanık hiç bir hesap yapmadan İngilizlerin elindeki uluslararası büyük satış evlerini: Sotheb's ve Christh's ve Philip's milyarlara satın aldı amaç Paris'i ele geçirmekti ama o yıllaradaki politik tavırla uyuşmazlık çıkınca "L'ile Seguin" elinden kaçtı ve Paris'e göz-dağı vermek için düşünü Venedik'te gerçekleştirdi! Savaşı kazanınca onu Paris'e çağırdılar ve hatayı onarmak adına bu tarihi "Bourse de Commerce" sarayını  60 yıllığına şahsına takdim edildi, Paris Belediyesi Reisi Anne Hidalgo tarafından! Nasıl paranın gücüyle "olamamazlığı çökertmek", tarihi mekanların dokunulmazlığını hiç'e saymak, giderek İtalya'yı bile tersine çevirmek;Venedik'deki harika mekanları: Palazzo Grassi ve Porta della Dogana'yı da Çağdaş Sanat diye kirletmek!


                                                                        URS FICHER









OLİGARŞİ

François Pinault'nun kurgularından en önemlisi: bu "çağdaş Sanat imparatorluğunun" üst yapıda giderek ülkenin "bürokratik" sistemine bağımlı olduğunu, bu yolun politik gücü eline geçirmeden istediği gibi olamayacağını başından anlamıştı; önce eski kültür bakanları; onları ele geçirerek- örneğin sağ kolu Jean Jacques Aillagon -  ve de gelmiş geçmiş modern müze yöneticileri, devletin kurduğu çağdaş sanatı desteklemek adına para akıtan FRAC ve ona bağlı bölgesel 12 "Çağdaş Sanat Müzesi", sistemi! Kendi kolleksiyonu 10.000 - tüm topladığı ne mene obje - giderek meta olarak güncel değer kazanıyor, bu "global değer" oluşturmak! Unutmayalım aktif olarak bir değer yargıcı yine kendisi, uluslararası ünlü satışevleri yine kendi yönetimi altında, onun haberi olmadan "kuş uçamaz". Örneğin Jeff Koons milyonlara satılıyorsa, bunu kurgulayan yine o!


Bugünlerde Fransa'da "Patrimoine" - tarihi mekanlar - haftası; normal olarak gezilemeyen tüm mekanlar görücüye açık! Gazetede bir ilan gözümde çarptı: Paris'in göbeğinde tarihi Laennec Hastanesi ki uzun yıllardır kapalıydı ve bir restauration çalışması vardı son geçtiğimde; bu ilanda açılmış ve François Pinault tarafından satın alınıp uluslararası ünlü şirketi Kering'in merkezi olmuş,! İşte bu Patrimoine günlerinde herkese açık ve de onun koleksiyonundan bir seçkiyle, binayı görmeye geleceklere sunuluyor.






12 Eyl 2021

CAMERA OBSCURA/ Anlamsızlığın anlamı - Virüsten sonra sanat mevsimi -

 KAOS' un ikinci yılı bitmek üzere, örneğin Fransa'da Eylül'le birlikte "saison litteraire" şaşkınlık verici; geçen yıllara göre iki misli kitap - roman - yazılmış,  dev kitap-evleri ödülleri manipüle ederek kendi seçtiklerini vitrinlere yerleştirecek ama şunu açıklamada fayda var: 60 yıllarında. tüm dünyayı kültür ve sanat adına mıknatıs gibi çeken Fransa, yaratıcılık adına kan kaybediyor, söz ettiğim: yazı'dan tutun da sinema - belki uluslararası düzeyde en "mediocre" bir sinema - ama kendilerine özgü festivaller, ödüller düzenleyerek su yüzeyinde kalmasını beceriyorlar. Plastik sanatlarda"contemporary milyarderleri" bunu parasal yönetse de, - Christy's, Sotheby's vs. milyarder F. Pinault'un - star sistem yine Amerikalı ve İngiliz sanatçılarının elinde. Malûm merakla geldiğimiz Fransa değil, Modern, Çağdaş adına kabuk değiştirerek bugüne geldiğinde bu ülkeyi yöneten "kültür"de başını aldı gitti; anlatmak istediğim bu "bıkkınlığı", onun son günlerin yaşayan bizim kuşaktan meraklıları görebilir; ama her davulun önünde oynayanlar; işte bu yazımın devamında kendilerinden söz edeceğim.




Bugün 12 eylül: Amerika daha bir kaç hafta önce Afganistan'da yediği tekmenin açısı dinmeden 11 eylül'ü anıyor! Ramiz'in resimlediği çocukluğumun "alfabe" kitabı geldi aklıma, içeriği halâ aklımda, örneğin: " karga karga gak dedi, çık şu dala bak dedi, çıktım baktım o dala, şu karga ne budala!" Bela aradığı her ülkeden kan-revan kaçarken, amacını gerçekleştirdiği bir kaç ülke var, silah çekmeden: Büyük Elçi Ertegün'nün naaşını getirmişti Missuri zırhlısı, yıl 1948, İstanbul genelevlerine dek onarılmış, boyanmış; Amerikan denizcilerini ağırlamak üzere! Bu iyi niyetin arkasında ne gizli diye sorarsanız, Demokrat Partisi'nin seçimi kazanmasıyla dini ön plana getirerek ülkeyi "hiptonize" etme planını, Amerika'da basılan 16 milyon pocket kuran bastırıp, 1500 barış meleğini Anadolu'ya salıvermek - çok iyi türkçe öğretilmiş ajan - , ezanın Arapçaya dönmesi, komünist avı, kültüre sansür ve yargılama! Politika ve orduyu tam kontrola alındıktan sonra "laisizm"i nasıl sarsabilirim? Amerikan petrol şirketi Aramco vasıtasıyla Vehhabili'lerin finanse ettiği "cami yaptırma ve kuran okulu" gerçekleştirerek günümüz Türkiye'sini oluşturan kısa bir geçmiş. Buna paralel 60 yıldır askeri darbeler ve répression vs. ülkemizin yaşadığı bu zulüm'ün faturası yine bu Amerika'ya çıkacak! 




Twitter'de düşünür Emin Çetin sessizliğini bozarak, "Sapancı Üniversitesi, Görsel Sanatlar ve Görsel İletişim-Tasarım fakültelerinden 22 genç sanatçının "Dün, Bugün, İstanbul" sergisindeki "enstallation eserleri ima ederek: Baudrillard, "Çağdaş sanat yapıtları, galeriye gitmediğinde çöpe gider" diyor,! ama  bence bu dokundurma şu gerçeği açıklamıyor ya da kendisi değinmekten kaçıyor: giderek sanatla ilgili üniversite sistemlerinde "çağdaş ve modern" amaçlı öğretim ve öğrenciyi yönlendirmeye saptanmış genel bir "misyonerlik" açıkça ortada sanki Amerikan üniversitelerinde olan ve paranın yönettiği ve zengin fondation'ların dışardan müdahale sistemi. Gördüğünüz gibi İstanbul Bienali'ni de aynı kurguyu dile getirecek. Şaşırıyorum: ya bu adamlar Eminönü'den geçmemiştir ya da Arter ve onun çevresindeki snop galeriler gibi Kasımpaşa ve Dolapdere   gelip, John Cage'in müziğini deşifre ederek Altan gürman'nın resimlerini özlüyorlar.





 Hayır Emin Çetin, daha gelip görmedin; dünyanın en önemli Çağdaş Sanat kolleksiyonu, François Pinault'un Venedikten sonra Paris'de bir kaç ay önce "Bourse de Commerce"de açılan devasa koleksiyonunu, o zaman Baudrillard biraz erken öldü; görseydi şöyle söylerdi: "..çöpten gelen contemporary kolleksiyonlarına girer! 

                                                    Thomas Schutte / Effliency Man

Çok ilginç: nedeni meçhul, bu son günlerde bana ulaşan tüm galeri sergi çağırıları anonim; bana sanki ölü toprağı serpiştirilmiş boş mekanlar, anlamsız bir "transparance", yer yer "misafir odası" ambiyansı, doktorların bekleme odalarına özgü bir olamamazlık çağrıştırıyor! Hep kendime sordum: bir galeri nasıl yaşar ya da yaşamaz ama hep iyi niyetle açılıp borçla kapananlar belleğimizde; pentür devrinde bile! Haberim olmayan bu galerilerin daha büyükleri, Arter'in gölgesinde yaşayan, onlara sormuyorum; orası bir "No Man's Land" 

















9 Eyl 2021

CAMERA OBSCURA/ Narrative gözlem 1



60 Yıllarında başlamıştı pentürün yatağını değiştirmek hayalleri, ona dokunmadan onun mekanına girmek, müzelerinde onu kenara itmek! Dün gözüme çarpan epeyce hırpalanmış ama olağanüstü anlam kazanmış bu afiş Paris'de son seçimlerden kalan sağcı partinin adayı Jordan Bardela'ya yapılan bir "müdahale"! Francis Bacon görseydi epey şaşırıdı; 1953 de Velasquez'in " Pope İnnocent x " portresini Papa'nın bir sanrısına dönüştürmesiyle, resmin ana kapısından girme şansını tanımıştı ona:


Bacon yapabilirdi bunu; çok az sanatçıda olabilecek, gerçekten yaşadığı "sanrı"yı tuvaline çekinmeden aktarabilecek; kendine hiç bir sansür uygulamadan ya da müzelerin, büyük kolleksiyonları "feodal" yönetitimini boşa sayarak. Yalnız Papa Innocents x' in çığlığı değil, yaşantısını yöneten homosexualitesi tuvallerinin içeriğideydi. 1977 de Paris'de Claude Bernard galerisinde yaptığı serginin ikinci günü, sabah 9.30 da France Culture radyosonda yaptığı bir konuşma sırasında gelen bir telefonda, otelde beraber kaldığı dostunun kendini öldürdüğü haberini içine atıp konuşmayı sürdüğünü, resmine paralel dışa dönük yaşantısının kaotik iniş çıkışlarında, kendi varoluşu kadar darmadağın atölyesinde nasıl bu resimleri yaptığını da kendi gizemiyle götürdü. Çığlıktan buraya kadar gelmişken sanatçıları neyin yönettiğini konusu da sanat tarihçilerinin konusuna girmemiştir. Eğer söz konusu "nevroz"sa, Van Gogh konusunda da yanılmışlardı; izleme paranoyası olmadık öyküler, anlamsız detaylarla saptırılıp deliliğe kadar götürülen ve de resmini bu bağlantıda kurgulayanlar elbette kendi yalnızlığının ülkesindeki bu bilge adama iyilik yapmadılar. Bugün, iletişimin çok güç olduğu o yılların gerçeklerini kavrayabilmek çok güç!





Tekrar söz konusu afişe dönersek: 50 - 60 yılları bence "büyük sapmalar", Jacques Villeglé, canı sıkılan bir

  Jacgues Villeglé


Broton da bir başka kapıdan sahneye girip, "sokak arkeolojisi" olarak adlandırılan ve tüketim toplumunun silahı: sokak, reklam afişlerini yırtarak onlara ikinci bir anlam kazandırmak! Bunu kendine mal eden Villeglé, kısa bir sürede harp sonrası köpüren sanat ortamında ve bu sanat okyanusunda kendine yer arayan uyanıkların belki öncüsü oldu. Sonuç malûm: "ready made", "l'art urbain", "kollektif gerçekçilik", "gerilla alfabesi", "cryptographie" giderek "street art"..! Harp sonrası Fransa'nın çağdaş sanat adına ünlenen isimleri de bunun devamı oldu: Klein, Arman, Tinguely, Spoeri Raysse vs. Şair, yazar, ressam Henri Michaux kendine soruyor du: "..sanatın amacı acaba - hiç bir şeyin farkında olmayanları - uyarmak mı? Bence bu sözünü ettiğimiz sanat ve bugün "contemporary" markalı herşey; masum duygu alanlarını manipüle eden, paraya dönük uluslararası büyük bir şamata! Belki bir gün bir "tsunami" sonrası sular çekildiğinde...!