Kayıtlar

Mayıs, 2020 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

BİR KİTAP KAPAĞININ ALBENİSİ

Resim
Internet’in daha olmadığı yıllar, büyük kitapevlerinin önce vitrinlerinin önünde dururdum: anlatılmaz bir merak, önce gözün hızla taradığı geniş açı görüntü, yavaşça onun seçkisinin odakladığı kitaplar üstüne zum yapar, eğer bir flaş çakmış sa içeriye girip o kitabı eline almak, seni çekim alanına götüren kapağı alıcı gözüyle incelemek ama kitabın yazarı, içeriği önce ikinci planda olsa bile! Çoğu kez yanılmadım; beni çağıran kitaplar genellikle iyi kitaplar olurdu. Bu demek değil ki kapağı gerektiği gibi düşünülmemiş kitap kalitesizdir; ne yazık çoğu yayıncılar bilerek buna boş verir; çünkü onların markalarına güvencesi , kitabın içi mi dışı mı yargısını  silmiştir, örneğin Gallimard yayınevinin kitaplarında grafik endişe aranmaz, kabullenmişiz; bizim Milli Eğitim Klasiklerin'de de öyle; artık o kapak içimize sinmiştir Kültür Bakanlığı Dünya klsıkleri 1961 Her zaman denk gelmez, editör'ün sevdiği bir ressama: "..şu kitabı resimler misin? " eğer çakışır

BİR KİTABIN ANATOMİSİ

Resim
Altı yıl önce başladığım Blog yazılarım ilgi görünce, yakın dostlarım bunları kitaplaştırmak önerilerinde bulundular; niçin olmasın, geride halâ anlatılmamış yaşanmışlık, söyleyecek bir iki sözüm var dı! Belki kısa öyküler de yazabilirdim ve de yazmaya koyuldum bir süre sonra farkına vardığımda: yazdıklarımın bir öykü dışında hepsi yaşadıklarım, bir tek Onay Akbaş’ın öyküsü “ FOTOĞRAF” ki onu  önce kendisinin yazmasını önermiştim, yazmadı; içeriği, 80 yıllarında Türkiye’nin yaşadığı en dramatik yıllarda genç bir öğrenci olarak bu faşist cendereye sıkışması, benim Kafka’dan esinlenerek söylediğim bu “CEZA SÖMÜRGESİ” nde bir “engizisyon” misali yargılama sistemi belki absürt olacak ama sanki “tinsel”; üç ay zindanlarda süründürülen genç bir öğrencinin suçu: Okulun bahçesinde bir kelebeğin fotoğrafını çekmek! Sonuçta hiç bir neden bulunamayıp, dosyası eline verildiğinde, merakla dosyadaki polisin bastırdığı - suç unsuru - bu bulanık fotoğrafları görünce: “..iyi ki hocam bu fotoğra

60 DÖNEMİ TÜRK RESMİNDE CENİNLEŞME VE FİGÜRÜN ÖLÜ DOĞUŞU

Resim
  "....Chagall'ın balık-insan, horoz-insan , saat bileşimleri Uygur'da, kendine özgü figürleriyle dramatik , , trajik bir sorgulamaya dönüşmüştür. ONUN ÜRKEK, CENİNLEŞMİŞ İNSANLARI, DOĞRUDAN CENİNLERİ, YAŞAM -ÖLÜM İÇ İÇELİĞİ TAŞIYAN FİGÜRLERİ ZAMAN SORUNUNUN DOĞRUDAN İFADE ARAÇLARIDIR."  Turgay Gönenç'in Burhan Uygur'un ölümünden hemen sonra yazdığı ve P Derginde yayınlanan bu yazıyı okuduğum zaman, belleğim 60 yıllarına, Akademi'ye resmi öğrendiğimiz yıllara gitti! Birinci yıl "galeri" denilen desen atölyesinde boyaya el sürmeden yalnız kalem, füzen, pastel vs. büyük boy kağıtlarda doğadan, antik büstlerden, deseni öne alan ustalardan çalışmalar yapılırdı. 1961 de Adnan Çoker'di bizim hocamız, Fransa'dan yeni dönmüştü ve spatülle yaptığı abstre pentürün dışında hiç bir desenini görmedik; buna rağmen iyi bir öğretmendi, Paris'den getirdiği ilgi alanlarını: sinema, müzik ve de sanata özgü aktüel, ilginç konuları ko