Sevgili Utku, Sevgili Mehmet de bütün güzel insanlar gibi bembeyaz bir ata binerek bulutların ötesine gitti...Gökyüzünün tüm yıldızları kabrine yağsın...Meleklerin ninnileriyle ışıklar içinde uysun.
diyalogsanat ŞEY! UTKU VARLIK İLE 13 Eylül 2025 Instagram U.V - Sevgili Erkan, belki yaşın getirdiği bir "erozyon", resme paralel olarak erken yıllara özgü okuma ve yazma işlevini çaktırmadan ikinci plana düşürdü. Bu demek değil ki izlemiyorum ama tartışmaya girerek bunu yazıya dökmek zorlaştı. Resim alıyor bütün günümü. Sinerjini kutluyorum. E.Y - Hangi diyaloglarımızı okuma fırsatınız oldu? U.V - Dikkatimi çeken: “Sanatın Toplumsal İşlevi” üstüne değindiğimiz yargılar ama kendi deneyimlerimde, özellikle 70'li yıllarda yaptığım çok "angaje" (toplumsal sorunlarla ilgili, duyarlı) litografilerin (taş baskı resim) çevremdeki ent...
Rimbaud üstüne bir yazı isteğimi erteledim; önce şiirin varoluşu ve başka dile iletişimi üstüne bir karar vermek gerekiyor. Rimbaud’nun “Sarhoş Gemi” si eski yıllarda Sabahattin Eyüboğlu’nun unutulmaz bir çevirisi olarak belleğimizde kalmıştı ama gerçekten Rimbaud adına ne biliyorduk. Nedense sanatçıların esrik yaşamları, nevrozları, delilikleri vs. bir lokomotif’dir, yapıtlarından daha çok yaşantıları bilinir. Van Gogh’un nevrozuna görsel olarak varsak bile mektupları olmasaydı onun varoluşunu gerektiği gibi çözemezdik! Rimbaud’ya gelince, daha kompleks bir kişilik çıkıyor ortaya; deşifre etmek için Verlain’ni de işin içine katmak gerekiyor. Kısa yaşantısını üçe katlıyarak, olağan üstü bir kişilik çizen bu dehanın anatomisine yazarak değil de ancak düşleyerek varılabilir. Soruyorum hangi çevirilerle yargılayabiliriz Rimbaud’yu Türkiye’de? Rimbaud’nun bu gizemsi yanını uzun uzun konuştuğumuz sevgili Melih Cevdet Anday 70 yıllarının sonunda Paris’e Eğitim Müşaviri olarak gönderil...
90 yılları, yine bir kaç gün için İstanbul’dayım, bir sabah Doğan Paksoy’ya uğradım, o yıllar Teşvikiye Sanat Galerisi, Abdi İpekçi caddesinin sonunda eski Maçka otelinin arkasındaydı. Doğan’la her zaman olduğu gibi şakalaşıyoruz, kitaplarla çevrili bürosunda. Bir süre sonra içeriye genç biri bize çay getirdi, hafif bir çene sakal onu anonimden farklaştırıyordu, Doğan onu bana tanıttı: - arkadaş Levent Çalıkoğlu, Sanat Tarihi okuyor ve yakında dergiye yazı yazacak - GençSanat - onu teşvik ediyorum. Ben bu hızlı tanıştırmada soyadını tam duymamıştım, yalnız Çalık kalmıştı aklımda: - ŞADİ ÇALIK’LA BİR YAKINLIĞINIZ VAR MI? Soruma yanıtı hep aklımda kaldı: - NERDE BİZDE O ŞANS UTKU BEY! Şimdi İstanbul'da o yıllar Ankara'da bir galerici hanım Levent Çalıkoğlu'nun Ankara'da Sanat Tarihi okuduğu yıllarda da buna benzer bir yaşantısı olmuş; bunlar belki Dostoievski'yen bir yaşamın sonuçta kıyıya vuran, zamanla oluşan bir karakterin oluşumunda...
:(
YanıtlaSilgördüğümde ilk düşündüğüm Dante oldu hocam
Nur içinde olsun
Sayin Ustadim Utku,
YanıtlaSilbutun Turkiyelilerin basi sag olsun,bilhassa senin çok iyi dostun oldugunu biliyorduk.
Mehmet Tamar.
Sevgili Utku,
YanıtlaSilSevgili Mehmet de bütün güzel insanlar gibi bembeyaz bir ata binerek bulutların ötesine gitti...Gökyüzünün tüm yıldızları kabrine yağsın...Meleklerin ninnileriyle ışıklar içinde uysun.
Sevgili Utku
YanıtlaSilönce senin
sonra hepimizin başı sağolsun!
İyi ol! İyi olalım!
Selamlar sevgiler!
Tüm sevenlerine sabırlar dilerim...
YanıtlaSil