Kayıtlar

SANATIN BİR ANLAMI KALDI MI ?

Resim
eviniz için hazır bir dekor ; Kabe tablosu dahil tüm 30 000 TL. Erol Akyavaş - Kabe / peinture  2.900 000 TL. Tüm gazeteler bir müzayede satış rekorunu çok duygusal ve bir övünçle duyurunca - haber aynı kaynaktan geldiği için tüm gazeteler hiç bir yorum yapmadan ve hiç bir sözcük değiştirmeden yayınlandı- müzayedeciye göre yeni bir Türkiye rekoru kırılmıştı , kendi rekorunu yeniliyordu kanımca , alan da bir taşla iki kuş vurmuştu ; çağdaş sanata yatırımının dışında , sermayesinin rengine de çok güzel uyuyordu bu tablo ve kendi ticari synergie'sine katkıda bulunacağı şüphe götürmez , çünkü dikkatle bakarsanız , mavi outremer tinsel bir yeşil'e dönüşüyor , çevresinin de anlayıp anlamaması diye bir sorun yok. Bu konuda , satan ve alan dışında resim piyasasının kulisindeki "cynique " kişiler hemen mutluluklarını açıkladılar : Çok ilginç, aynı gün Figaro gazetesinde "Basra Körfezi ' nde fışkıran yeni "sanat" yatakları üstüne bir anket...

AĞAÇ VE GÖLGE

Resim
Lukas Hoffmann - Chamer Strasse, Zug 2008 Bir yıl oluyor , Paris'de görmek istediğim bir kaç sergiyi dolaştıkdan sonra Quai Malaquais'dan geçerken Akademi'nin bu rıhtımdaki galerisinin sergi afişi gözüme çarptı ; bir fotoğraf sergisiydi ki  afişte " Ağaç ve Fotoğrafcı" başlığı beni önünde durdurdu ; genellikle bu mekanda öğrenci konkur sergileri olur. Girip girmemek ; sonuçta vaktim vardı ama yine bir şey beni içeriye çekti  . Dört fotoğrafcı , normal bugün fotoğraf karanlık-odayı terk ettikten sonra gerçekten estamp gibi basılıyor yani kalite iyi . albenisi olanların önünde duruyorum , gerçekten "ağaç" güzel bir konu , bir zamanlar düşlemiştim , fotoğrafın "argentique" olduğu yıllar , dünyayı dolaşıp en çılgın ağaçların fotoğrafını bir kitapta toplamak , dostlarıma sözettiğimde, böyle bir proje için ancak "Linhof" bir chambre gerektiğini ve de böyle yüklü bir kamerayla dünya turu yapılamıyacağı anlaşıldı . Tek düze bir panoya bak...

ROMANTISME NOIR

Resim
Orsay müzesinin davetiyesini aldığımda gözlerime inanamadım ; Blog'da bir süredir "hayal müzeleri" olarak sürdürdüğüm ve belleğime resimlerini astığım ressamların bana bir çağrısı gibi geldi , bu akşam seni bekliyoruz gibi ; thématique bir yörüngede , 1930 yılında sanat tarihcisi Mario Praz'ın bir çağrışımından ; "romantism noir" başlığıyla resmin en şiirsel örneklerini , 1760-1770 yıllarındaki resmin gölge ve"irrational"i keşfettiği günden başlayarak 20. yüzyıla getiren çok ilginç bir sergiyle karşılaştım . Beni şaşırtan bir çok tuval olmasına rağmen , böyle bir olanak bana verilseydi bu "gotik karabasan" a çok daha ilginç tuvaller koyardım. Eleştiriden öte "curatör" lobisi bildiğinde israrlı ; günümüze yaklaştıkca yine malum isimler sergide yerini alıyor ; ne yazık sanat tarihi bir kez yazılmış , beni şaşırtanlar çoğunlukdaydı buna rağmen . Müzenin girişindeki büyük afiş ; Füssli'nin "karabasan"ı , ilk kez o...

HAYAL MÜZELERİ 15 - ROGER BALLEN

Resim
Güney Afrika'nın etnik ve toplumsal sarsıntısını kim daha özgün anlatabilir , yalnız bu ülkenin değil tüm insana özgü ; sosyal sığlaşmanın bir fotoğrafda netleşmesi ! Roger Ballen 'nin 30 yılı aşkın çalışması , bir insan anatomisi içeriğindeki "Gölgeler Odası" sergisini 2006 yılında gördüğümden bu yana, sergiden bir çok görseli ama özellikle bu fotoğrafı katiyen unutmadım . Fotoğrafın "numerique" devriminden önce, 6x6 siyah-beyaz çekimlerde fotoğraftan öte yazının , resmin yani anlatım arzusunun çok başarılı örnekleri vardı. İster istemez insana nasıl bakıyoruz ; yakın -uzak ya da daha derinliklere inerek onun karanlık odasına girebilmek. Bu bana Dino Buzzati'nin K kitabındaki yine unutamadığım bir öyküsünü anımsattı : Douce Nuit / Dingin Gece , bir yaz gecesinin o anlatılamaz atmosferinin penceresinden geçerek bahçeye çıkıyoruz ; doğa , ağaçlar ve çiçeklerin tarif edimez esanslarını bu ılık atmosfere sunarken çimenlere ve onların derinliklerine i...

ANILARIMIZIN PENCERESİ

Resim
Geçen ay bir süre İstanbul'da kaldım , nasıl anlatılır bilmiyorum ; kırk yıldır her dönüşümde  başka bir "sığlaşma" yaşıyorum bu kent te , belli bir yaşa gelmek gerekiyormuş ; Beaudelaire'in  "Le Spleen de Paris" de anlattığı bunalımı. Her ne kadar dilimize "Paris Sıkıntısı" olarak çevrilmişse de , bazı sözcüklerin çok anlamlı olması , yine çeviri için bir önemli bir güçlük. Bir çok dilde de karşılığı yok ; "le spleen" içerik olarak geçici bir mélancolie , bıkkınlık , Buna benzer başka dillerde de gizemini sürdüren sözcükler var ; ancak o dili yaşayanlara özgü gizli bir ezgi taşırlar ; örneğin Portekizce de " saudade " sözcüğü ki sözlük de anlamı : nostalgie'nin izlerini taşıyan bir mélancoli olsa da tam bir çevirisi olanaksız . Yiten bir şeyi özlemek nostalgie'den öte , hem yakın hem uzak , tekrar dönüş olanaksız , geçmişi anımsamak , hüzün de var içinde şiir ise daha çok. Benimki belki buna daha yakın sıkıntı...

TRANSPARENCE VE SENSUALİTE

Resmin "hayal" adına sığlaştığı şu günlerde sanatın resim ve heykel adına uğradığı bozgun , "mediatique" sistemi tek taraflı ve amaçlı kullananlara fırsat veriyor . Bu mütavazi saldırganlıkların "kendini koruma -autodefence" isteğinden öte ,  lüzumsuz "agressivité" dozunu bilerek bir "defoulement"/ kompleks çözücü olarak kullanmak bilinen bir şey. Bu çevrede kimse kimseyi sevmez ; sanatın ne kadar kültürel bir alış-veriş olduğunu savunsak bile  bilerek "farkında olmamazlık " ya da "görmemezlik" bilinen metodlardır . Geçenlerde ölen başka bir ressam , Akademi'ye sataşmayı prensip edinmişti ; çıkışı mühendislik olması ve de sanata "arka kapıdan girmek" vs. nedenlerinin bir sonucu olan bu kompleks giderek onun bir vitrini oldu . Peki kimse bunu yanıtlamadı mı? Hayır ,  Akademi'liler  kendi Bizans larında yaşıyan daha değişik bir sistemlerin kişileridir daha doğrusu Gogol'un Perspektif Nevsky bulvar...

OXYMORE

Resim
Hiç bir şey bizimle bitmeyecek ; biz kendini sonsuza dek yenileyen bir enerjiden başka bir şey değiliz !İşte bu enerjinin duygu "alternativi" , bize dokunup giden başka bir ışığın mesajıyla birleştiğinde " sanat dediğimiz "dışavuruş" ; ilk çağlardaki" korku ve soru" giderek daha sonra dinlerin , mécene'lerin yönetiminde sanatçının bir yere bağımlı olması zorunluluğuydu sanatı yöneten. Bugün , asıl amacından saptırmak adına lobiler kontrolunda , kafasına ekonomik elektrotlar bağlı sanatçı prototipleriyle iniş ve çıkışlar yaparak yoluna devam ediyor. Tarihçilerin katiyen değinmediği bir konu ; örneğin tarihi savaşlar anlatıldığında, orduların yola çıkıp savaşıp kazandığı ya da yenildiğidir , çok ilginç , bilmeyiz ; bu 100.000 asker nasıl bir yerden kalkıp uzaklara gider , ne yer ne içer , günlük ihtiyaçları , sağlığı , geçtiği yerleri nasıl talan ettiği vs. Bu konuda son günlerde ilginç araştırmalar yapılıyor , "Haçlı Seferleri "yle il...