Kayıtlar

OXYMORE/ GÜNLÜKLER

Resim
NEVİN El Greko / Toledo Gün geçmiyor yeni bir olay sizi şaşırtmasın ya da ilgilendirmesin; bu olanaksız. Asırlar geçti bu hıza ulaşabilmemiz için, bugün haberler anında geliyor; iyi, kötü ama olağan değil. İki gün önce Ankara'dan, Şenay Yener telefon etti; üzüleceğim bir haberi ulaştırdı: "yakın dostum Nevin Ünalın beyin kanamasından ölmüştü", Internet'te okumuş ama hiç bir detay yok. Araştırırken akşam oldu ama eşi Mimar Çetin'e telefon etmeye elim varmadı. Ertesin gün Çetin beni aradı, Toledo'dan telefon ediyordu ve Nevin orada ölmüştü. Şaşırdım, iki söz söyledim ona; " Toledo biraz benim kentim, ben ölmek isterdim orada, eğer ölüm bir yazgıysa Nevin ne kadar şanslı, sonuç olarak kim çağırmıştı onu Toledo'ya? Niçin Bodrum değil ya da her hangi bir yaz kenti? Bu kez Toledo'ya gitmek için başka bir neden oluştu; El Greco'ya sahip çıkan Marquis de Villena'nın sarayını araştıracaktım, Nevin'de oralarda olur kanımca.            ...

SANRI, KAFAMIZDAKİ METAFİZİK

Resim
Ne garip bu insan, bir ikilemi taşıyor ve bundan rahatsız da değil. Ortaçağı aratmayan "scolastique", tüm inançlara, dinlere özgü bir labirent'in çıkmazında ve de buna sanal bir evrim getiremiyor! Ölüme dair korku o kadar somutlanmış ki, gökbilimle ne kadar uzağa gitsek, "allah" simgesini de beraber götürüyoruz ve şu bilim çağında hala evreni bir"paienne" gözüyle görüp, bizim de onun bir parçası olduğumuzu; ışık, matiére ve kütlenin izinde bu gizemi çözmek adına, hiç olmazsa"varoluşun"a biraz ışık tutabilecek bir çözüme inanamıyan bu" insandan" gelen haberler kötü. Uzun yıllardır merak alanımda olan kişi; Stephen Hawking'di. Evrenin çözümüne katkısından çok kendi varoluşundaki amansız bir hastalık: "motor-nöron" yani Amyotrofik Lateral Skleroz (ALS) denilen ve kasları yavaş yavaş yok aden ve bugün bile çaresi bulunamıyan jenetik bir çarpıklık onu motörlü bir arabanın üstünde çivileyip, her gün iletişim kurabile...

KARABASAN

Resim
Bazı kişilikler benim varoluşuma ya da beğenime ters de düşse, dış yargıyı hiçe sayarak, inandığını sonuna kadar götürmek, öteki ön yargılara kafa tutmak, zaman aşınımına dayanmak ve kendilerine göre bir resim düşüncesi yaratanlara, bunu başaranlara  saygı duyarım. katiyen kolay değil; ceviz gibi bir dış kabuk gerekir eleştiriye, ön yargılara dayanıp; "siyah" bir başka renktir ve de benimdir diyebilmek! Nasıl olur başlangıçta hiç bir mediatik örtüsü olmayan, fazla konuşmayan, taşradan Paris' 1948 de gelen,  orada burada zevzeklik etmeyen bu suskun ve agresif adam böyle bir dokunmazlığa ulaşabilir? Pierre Soulage, geçen 31 mayıs'da Fransa'da doğduğu Rodez kentinde açılan müzesi için 2005 yılında  kendi kolleksiyonunda ki 500 yakın vitray eskizi, desen ve de tuval bağışlamış, 2006 dönemi bazı son işleri bunun içinde. Bir ressamın sağlığında açılan en önemli müzelerden bir tanesi, oysa "..ben böyle kişisel müzelere inanmıyorum; kabul ettim se 500 metre kare...

SÖZCÜKLER

Resim
Bir zamanlar en büyük keyfim telefon rehberlerinde gezinmekti.Özellikle Paris gibi kozmopolit bir kentin insan haritası; ön- adlar, soyadlar, adres vs. Gözüm büyük bir hızla sayfalarda dolaşırken, bildik bir soyadı çağrışım yapar; ne millet olursa olsun, bu mozayıkta bir renk gözünüze batar,   bir insanı simgeleyen garip bir sözcük; anlamlı ya da anlamsız, din kitaplarının "genérique" adlarına gönderi, yer yer absürt, dikkatimi çekmesi için alışılmış olmamalıydı; isimden sonra adres, nasıl ve niçin burada, ne yapıyor? Herkesin bir öyküsü vardır ve de kimse paraşütle inmemiştir bu kente, benim kurgum nereye kadar gider ama inandığım bir yazgı; uzaklardan gelip o telefon rehberine girmek! Amacım bunu somutlaştırmak değil, insanların küçük öyküleri beni ilgilendiren. Başka açıdan; nerede yaşarsanız yaşayın, sizinle dolaşan gerçek bir peyzajınız vardır, sanki bir zamanlar, iletişim araçlarının henüz yaygın olmadığı günler, bulvarlarda sırtında bir reklam panosuyla dolaşan,  ada...

ALİ İHSAN MİMTAŞ'IN GÖZÜNDEN

Resim
Sanatta içten ve gerçek alışveriş çok azdır, hep kendi ekseninde döner kişi, "sanatçı demiyorum çünkü sınırsız bir meslek kapsamına girdi bu terim." Resim ya  da fotoğraf ne olursa olsun, görsel bir işleve girdiğinde yapılanı alımlamak; işte burada yargılamız "manupulé" edilerek yapıtın özgünlüğünü bir yana itip, kime benziyor ya da kimin dümen suyunda vs. oyun bozuculuk başlıyor. Ne yapalım da kendimizi sınırlıyalım, duymamazlıktan gelelim, işimizi yapmayı sürdürelim? Dışta dolaşır fotoğrafcı, her yerde olmak, olay ve "instantané", yaşamanın o anlatılmaz absürt çizgisinde olup "an'ı" yakalamak 2011 yılında Ege Üniversitesi 4. UluslararasıEgeArt Sanat günlerinin davetlisi olarak İzmir'e geldiğimde karşılaştım Mimtaş'la. Programdaki günlük arkeoloji gezilerinin dönüşünde, otobüsün arkasında, fotoğraf makinasının belleğinden o gün çektiği görsellere bakarken, günün yaşanmış içeriğinden çok sanki kendi doğrultusunda başka ...

DOĞUYA YOLCULUK 2

Resim
Today Art Museum Shanghai - mimar Wang Hui Çin adına benim merak alanım daha çok "çağdaş çin sanatı" adına batıda kulaktan kulağa söylenen; "parayı veren düdüğü çalar" misali, orada anlatılanla buradaki paradoksu görmekti. Eğer sanat bir "spekülasyon" sa; onu müzelerin derinliklerinde aramayalım, kendi vitrinini sizin önünüze getirecektir. Örneğin Shanghai Today Art Museum, kendi geleneksel mimarisine gönderi yapan bu çağdaş mimarinin en şaşırtıcı örneklerinden biri, içini gezdikten sonra bir "anıt-mezar" olarak tanımladım; bu yapının görkemli albenisi dışta bir şok yaratsa da; içinde devasa mekanların müzeye dönüştürülmesi becerilememiş. Büyük panolara - büyük tuvaller- ; ısmarlama ve gereksiz, ufak boyutları içeren sergiler espace'da siliniyor, görülmüyor. Katlar arasında uyumsuzluk, bir sergiden ötekine gidişte çoğu kez çince etiketlerden bir şey anlamak çok güç, uzun yürüyüşlerden sonra, zorla bulduğunuz asansörler tıklım tıklım dolu...

DOĞUYA YOLCULUK 1

Resim
1 mayıs 2014 Tian Anmen Meydanı Geçen yıl Hongkong'dan sonra belki bu kez Tokyo olabilirdi; bu merak gezilerini sürdürmek açısından ama yaşantımı yöneten ve kendiliğinden oluşan bir yol var, beni götüren; işte Kav Sanat Galerisi; Nermin Kılınçarslan ve galeri yöneticisi Şenay Yener'in deneyimli izinde, Prof. Kıymet Giray ve Ankara'lı "güzel" bir grup'la önce Shanghai ve sonra Bejing'e (Pekin) ilginç bir gezi yaptık; organizasyon çok başarılıydı, ilgi alanlarımız tarihi olduğu kadar sanat olduğuna göre, tüm etkinlikleri görmek olanaksız; daha önce rezervasyon yapılmazsa. Öncelikle çağdaş sanat, müze ve etkinlerine girmeden önce, herkesin duyduğu ve belki gördüğü bu iki kentte benim gördüğüm daha çok şaşırdığım mekanları kısaca anlatayım: İlk karşılaşma anlatılmaz bir "espace",  Çin üstüne ön yargılar ne olursa olsun bu boyut kurgusu sizi yanıltıyor; örneğin 1 Mayıs'da Tian Anmen meydanında olmak belki size "çoğul" kavramını doğr...