27 Ara 2012

OXYMORE



Hiç bir şey bizimle bitmeyecek ; biz kendini sonsuza dek yenileyen bir enerjiden başka bir şey değiliz !İşte bu enerjinin duygu "alternativi" , bize dokunup giden başka bir ışığın mesajıyla birleştiğinde " sanat dediğimiz "dışavuruş" ; ilk çağlardaki" korku ve soru" giderek daha sonra dinlerin , mécene'lerin yönetiminde sanatçının bir yere bağımlı olması zorunluluğuydu sanatı yöneten. Bugün , asıl amacından saptırmak adına lobiler kontrolunda , kafasına ekonomik elektrotlar bağlı sanatçı prototipleriyle iniş ve çıkışlar yaparak yoluna devam ediyor. Tarihçilerin katiyen değinmediği bir konu ; örneğin tarihi savaşlar anlatıldığında, orduların yola çıkıp savaşıp kazandığı ya da yenildiğidir , çok ilginç , bilmeyiz ; bu 100.000 asker nasıl bir yerden kalkıp uzaklara gider , ne yer ne içer , günlük ihtiyaçları , sağlığı , geçtiği yerleri nasıl talan ettiği vs. Bu konuda son günlerde ilginç araştırmalar yapılıyor , "Haçlı Seferleri "yle ilgili bir araştırmada  sorularımın karşılığını buldum : Avrupa'dan derlenip Jarusalem'e doğru yola çıkan Haçlı ordusu örneğin 10.000 askerse , bu ordunun arkasına takılan : dilenci , orospu , şarlatan , deynekci , büyücü , canbaz , hokkabaz , üfürükcü , cüzzamlı vs . sayısının askerden daha fazla olduğudur .  Giderek bu güruh'un geçtiği yerden ot bile yeşermediği , askerlerin daha düşman görmeden başı-bozuk , savaş  amacını  yitirdiği izlenmiştir. Tekrar sanata dönersek ; bana göre bugün amaç sanat yapmak değil , sanatta yenilik yapmak kaygusunun modern virüsü ve onun "manipulateur" leri sanatçıdan daha önemli ve hergün yeni bir isim sizi kendi çekim alanına , sözünün doğrultusuna yönetiyor. Son olarak sanatta sözü geçenler listesinde birinci isim olarak Kassel "Documenta" nın yönecisi Carolyn Christov-Bakargiev geliyordu. Daha ilginç ; kimse Documenta'da ne oluyor diye düşünmüyor , öncelikle bu bayanı düşünüyoruz . Geçen yıl en etkin kişisi ; gerçek manipulateur Ai Weiwei'di , açıkca ne yaptığını kendisi de bilmiyor ! Evet İngiliz Art Review dergisi etkin kişilikliklerin başında Katar Emirinin kızı Al-Mayassa bint Hamad bin Khalifa Al Thani var ismi kadar parası da önemli olan bu bayan Goha müzesine Cézanne'nın "Kağıt Oynayanlar" tablosunu 191 milyon euro'ya satın almıştı.

Documenta / Ghost Keeping - İstvan Csakany / İnstalattion

Uzun süredir özlediğimiz , düşlediğimiz snob boyuta girdik ; Contemporary'nin starlarını almak için FIAC'a, Bassel'e gitmeye gerek yok , artık ayağımıza geldiler 


Dostum Rafi Portakal'da bu soruna tek başına bir çözüm getirdi ;




Modern virüsü eğer size bulaşmamış sa "pas de panique " ; çok yakında İstanbul Modern Fransa'yla  işbirliği sonucu konuya başka bir çözüm getiriyor :











Yeni yılın muştusu da Antik AŞ. müzayede'den geldi :


Oxymore eski yunanca bir sözcük ; çok ilginç, bu sözcük geldiğimiz ve şu anda yaşadığımız benim halet-i ruhuyemi çok iyi yansıtıyor. Bu "paradoxe" sanatın anlamını , gerekliliğini çarptırıp , paraya dönüştürüp yaratmanın hayal perdesini hiçe saymaktır. 
















23 Ara 2012

HAYAL MÜZELERİ 14 / JAEN-ETIENNE LIOTARD / DOĞUYA YOLCULUK


Ne yazık ülkemizde, dünyanın "Türk ressamı" olarak tanıdığı Jean-Etienne Liotard'dan kimsenin haberi yok ! Eğer erken yıllarımızda tanısaydık ; bu 18 yüzyılın usta desen-pastel sanatçısı bize pastel'in kapılarını açabilirdi , sevdirebilirdi belki ama  herşeyden yoksun olduğumuz o yıllarda " genel kültür "de bir lükstü ; farkında olsaydık bile ,  bir roprodüksiyonuna ulaşmak , bir kutu pastel bulmak , onu kopyalacak el ve desene sahip olmak vs. bir çok neden var bu olamamazlıkta. İçinde yaşadığımız İstanbul'dan da haberimiz yoktu ; bize bu kenti tanıtanlar da yine batıdan gelenler oldu ; Edmondo de Amicis'in şiir gibi anlattığı "constantinepoli", 1877 de yayınlanmıştı bizde ise 2010 yılında çevrilip , yayınlandı . Bu "belgesel" , fantastik gözlemin arkasında 1870 lerde Amici'yi i İstanbul'a yönlendiren "gezgin" yazar ve ressamların içinde Alphonse de Lamartine , Gerard de Narval , Joseph von Hammer  ; Jean Leon Gérome , Jean Baptiste Vanmour , John Frederick Lewis , Richard Dadd  vs.  Doğu herkesi gizemine çekiyordu.

Jean Baptiste Vanmour


John Frederick Lewis

Richard Dadd
1702 de küçük Cenevre Cumhuriyetinde doğan Liotard , önceleri emay üstüne minyatüre yaparken Calvinist'lerin resim yasağı nedeniyle Cenevre'yi terk ederek Avrupa'yı dolaşmaya başlıyor . İşte bu süre içinde kurduğu dostluklar örneğin : Voltaire , Fontanelle vs. onu önemli başkentlerde , kraliyet saraylarının portre ressamı olarak da ününü yayıyor ; yakın dostu Avusturya Kraliçesi Marie Thérese'in çevresi , yakınları onun modeli oluyorlar

Liotard / Kraliçe Marie Thérese - pastel

18 . yüzyıl "ışıkların Avrupa''sı ,  evrimin , değişimin bu önemli çağında Liotard "gerçeğin ressamı" ünvanıyla tanınıyor ama bence onu gezgin ve serüven ressamı olarak tanımlamak daha doğru . O günlerde "doğuya yolculuğun" başladığı 1738 yılına giriyoruz. İstanbul , ona aradığının çok üstünde bir dekor , olağan üstü bir "insan manzarası" sunuyor ; Pera'ya yerleşip zengin "Laventen" sosyetesiyle tanışıyor ve bu gezgin ressamın kolay taşınabilir desen malzemesi : siyah taş , sanguine ve pastel . Önceleri Pera sosyetesini resimlerken bir süre sonra bu "portre galerisine" herkes giriyor : vezirler , diplomatlar , müzisyenler , köleler , uşaklar , artisanlar vs. hemen hemen tüm kent ve hiç bir "hiyerarşik" kurala uymadan .

Liotard / Laventine - pastel

Liotard / Büyük Vezir - pastel

Liotard / müzik- pastel

Daha sonra gezisini İzmir ,  Malta , Paros vs. sürdürüp sonuçta yine Viyana'ya dönüyor , kendini Türk olarak tanıtıp sakalından çarığına kadar "authentique" bir osmanlı kişiliğiyle büyük bir ün kazanıyor.

Liotard / auto-portrait- pastel
Artık tanınmış zengin bir ressamdır ; Cenevre'ye dönüp , genç bir Hollanda'lıyla evleniyor :

Liotard / Marie Jeanne Liotard-pastel

Bu evlilikten 6 çocuğu oluyor Liotard'ın , hayatının sonuna kadar portrelerini yapacağı çocuklarıyla yolculuk burada bitiyor.

Liotard / Esneyen Kız - pastel













11 Ara 2012

HAYAL MÜZELERİ 13 /JOHANN HEINRICH FÜSSLİ / GOTHIC NIGHTMARES

Henry Fuseli / Gothig Naightmares 1781-tuval peinture
Ressam anlatıma dönük kendi içini tuvale yansıttığında , onun sahiciliği kalıcılığıyla eş değerdedir ; Dürer'in "Melencolia"sının ya da Munch'un "Çığlık" tablosundaki "anxieté"nin kendi çağının "labirentlerinden" çıkamamanın , şiire ya da resme dönüşmesidir . Belki bunu bilimsel yönden , " psychique " açıdan başka bir analizle çözebiliriz ; nasıl korkuyu , hüzünü , ölümü yazıdan görsele içerik olarak almak bir nevi düşün falına bakmak gibi , insanın kendisinden içeri başka bir insanla hesaplaşması oluyor , çözümü yok , "allegorique" !  Acaba çağların değişimi , günümüzdeki konfor bizim "karabasanlarımızı" Füssli'nin ve ötekilerden daha başka mı kılıyor ? Bugün "anagésique" ilaçlar zihnin algısını , sıkıntılarımızı bu karanlık " korku" dan kurtarıp bir ruh çözümlemesi mi yapıyor ? Zannetmem , ne yapsak ölümü tanımlamak güç , inançların , dinlerin sermayi olduğu sürece bu  "paradoxal" uykudan uyanmamız biraz güç. Füssli'nin de yakasını bırakmamış bu "iç sıkıntısı" :


eşi Sophia Rawlns tüm tablolarının modeli , ama gerçekten  kabusu hangisinin yaşadığını bilmiyoruz ! İsviçre'de doğan Füssli belli bir yaştan sonra İngilter'de yaşıyor ve önce Joshua Reynols'un öğrencisi daha sonra da dostu oluyor . Bilge bir ressam ; Shakespeare , Dante onun sanal dostları , şair William Cowgwr'in Homeros çevirilerine yardım ediyor , dostu William Blake aynı vision'un yolcusu ; şiirinde : The only man that ever I knew / Who did not make me almost sper / was Fuseli:he was both Turk and Jew- / And so , dear Chiristian Friends , how do you do ?
william Blake / gravür
18 .yüzyıl dan 19. yüzyıla geçiş döneminin en önemli özelliği yalnız bir endüstri çağının başlangıcı değil , dünya ya açılılarak yeni kıtalara yön verirken , yaşanmış bir "antik"e dönüş , doğuya yolculuk ,  yani hayalin sonsuz aşamasında pentür'ün  "kültür"e bağımlılığıdır ; tüm İngiliz resim ekolünün , Joseph Wright , John Martin , Füssli , William Blake , Turner vs. nin ustaları Reynolds'un ışığında şiire , edebiyata , kültüre açılımlarında "intellectuel" olmanın sanat adına bir gerekliliğini oluşturmuştur. Örneğin şair John Milton'un  " Paradise Lost " epik şiiri bu ressamların sürekli konusu olmuştur. John Keats'ın şiirinin resme dönüşmesi gibi algılayabiliriz bu ikilemi.
John Martin / Paradise Lost

Günümüze dönersek sanatın giderek hayal perdelerini yitirmesi , anlatımın , içeriğin , figürün gereksizliği , sanatçının " prototype " bir  kalıba girmesiyle sonuçlanmıştır : önemli olan işini pazarlamak , "mediatique" çekim alanına girerek biçimsiz " hiç bir şey " gibi günün beğenisinde "lobileştirmiştir . Tekrar ediyorum bunu öteki sanat dallarında başaramadılar . Bu aşama içinde ona türlü kalıplar bularak örneğin : "conceptuel"- "kavramsal"  diyerek bu sözcüğün anlamının arkasına sığınıp , "şamatayı"  sanat olarak satıyorlar. "Minimal" kafaların boyadığı "minimal" tuvalleri , "instalattion"cuların bit pazarı misali objeleri , boş video bantları , anlamsız tonlarca fotoğrafla doldurduğumuz "modern müzelerde" geçmiş çağların bilge sanatçılarını boşuna arayacağız.






























2 Ara 2012

HAYAL MÜZELERİ 12 / JOSEPH WRIGH OF DERBY



Yine Fransa'ya dönersek 1986 yılında Grand palais'de açılan bir retrospectif kimsenin adını bile duymadığı Joseph Wrigh of Derby'yi ışık çağının en önemli bir ressamı olarak gündeme getirdi. Nasıl olur da çok yakında yaşamış ve Derby kentinde müzesi olan bu ressamdan Fransız'ların haberi olmaz ? O zaman kimin suçu , tek yönlü sanat tarihi yazmak ? Caspar David Friedrich' i nasıl atlıyabilirler ve de nicelerini ! Hangi beğeni bir ressamı değerlendirebilir , bir sanat tarihçisi ne kadar resmi bilebilir , anlıyabilir , tekniğini çözebilir ? Konumuz Joseph Wright gibi ressam sa işimiz daha da güç ; ışığı resmetmek ve resmin içeriği geceye özgü ; çağın yaşamı gereği mum ışığı , petrol lambası , ay ışığı , "clair-obscur" , karanlıkdan aydınlığa tuvalin içinde gezinen bir ışık. Önce desen ; portreler ressamın yakınları , dostları , üyesi olduğu " Lunar Society'" deki bilimle uğraşanlar . Sonra tüm bu aktörleri konuya sokmak, herhangi bir dekor değil ; konuştukları araştırdıkları insana , evrene dair gizemin dekoruna. Ben bu güne kadar çözemedim bu kurgunun pentüre dönüşmsini! Elbette teknik bir dildir ; örneğin pentürle temperanın ayrımı , malzemesi , o boyaların hazırlandığı atölyenin gizemini ,  kısacası bu ressamın künyesini kim bize açıklıyabilir ? Bu akıl hocaları bir ressamın atölyesine girmiş midir acaba ? Blog'uma konu olacak o kadar ressam göreceksiniz ki sanat tarihinin ışıklı panolarının dışında kalmıştır çünkü sanat "modestie" yi - mütevazi olmayı- sevmez , eğer kendi "merak kapılarımızı " açamıyorsak bize verilenlerle yetinmek zorundayız.

Joseph Wright of Derby / An experiment a bird in the Air-Pump / peinture-tuval -1768
Işık çağının ve endüstri ihtilalinin en önemli tanığı bu sanatçı , orta ingiltere'de Darby'de doğuyor , Öncelikle desen ve portre ressamı, ünlü ressamların desen ve gravürlerini kopya ederek öğreniyor resmi . 1751 de Londra'ya gidiyor , ünlü ressam Joshua Reynolds'un öğrencisi oluyor ve daha sonra Thomas Hudson'nun atölyesine geçiyor ve bir süre sonra asistanı oluyor.

Joshua Reynolds / Auto-Portrait

Thomas Hudson
Darby'ye döndüğünde artık kentin tanınmış bir ressamıdır ; portre siparişlerini genel olarak desen olarak çalışıyor ama kendi dünyası , pentürün eski ışık ustalarının yolunda önemli kompozisyonlara yönelir . Yaşadığı bu devir , bilimin evriminde , İngiltere'nin makina çağına giriş devridir ki bu devinim onun tablolarındaki "mistik ışığın " içerik olarak insanın bilim ve felsefe adına dialectique devinimini ele alır ;

Joseph Wright of Derby / A philosopher giving a lecture on the orrery
1756 da Hudson'un atölyesine dönüyor ve burada tanıştığı ressam John Hamilton Mortimer'le hayat boyu arkadaş oluyor:

John Hamilton Mortimer 
Başka bir ilginç dostluk ; sürekli çektiği astım hastalığı onu komşusu Dr. Erasmüs Darwin'e yönlendiriyor ve bu çağın en önemli kişisi de onun dostu oluyor. Gününün resim anlıyışının ötesinde kendisini yöneten daha doğrusu etkilendiği ressamlar : Hollanda'lı Gerard Van Honthorst ve Caravage ona ışığın yolunu gösterdiler :


Gerard Van Horsth / Marry Company- 1620

Caravage / Emmaus
Joseph Wright resimlerini "Society of Artiste" ve " Free Society of Artiste" sergiliyor malum o günün  önemli vitrinleri bunlar , 1781 de Royal Academy'ye seçiliyor . 1768 - 1771 süresince önemli kişilerin portre ressamı olması dışında çok önemli bir peyzaj ressamı ; İtalya'ya yaptığı bir gezide Vezüv'ün fantastik kızgınlığına şahit oluyor :


Geceye dönük gezintiler onu sürekli ışığın ve ateşin gizeminde yolunu aydınlatıyor :

Joseph wright of Derby / A Cottage on Fire at Night

Autoportrait

Two Girls Dressing a Kitter by Candleigh