28 Nis 2012

Sanatın Çağdaş Sefaleti ya da CNAP

Franck Scurti 
Telerema dergisinde Yasmina Youssi imzasıyla yayınlanan " Fransa'nın en büyük müzesi ne işe yarıyor "başlığındaki araştırma, şu ana kadar bu konudaki görüşlerimin ve analizlerimin çok üstünde ve de istatistik açıdan da " çağdaş sanat " sloganıyla ne dümenler çevrildiği ve nasıl para kazanıldığının da önemli bir belgesi . CNAP " Le fonds D'Art Contemporain " , devletin çağdaş sanatı deslemek ve müzelere yönelik ayırdığı önemli bir fon . Başlıbaşına bir kurum , devletin başındaki buna bağlı tüm bakanlıkları , contemporain , modern , conceptuel  vs. sloganlarıyla uyutup , onların parasını çeken , contemporary'nin uluslararası lobisinin emrinde , belli başlı galerilerin ve ünlü kolleksiyonerlerin dikte ettirdiği , sanatın tüm dallarını kapsayan ; Görsel Sanatlar : peinture , sculpture , photographi , installatin , video , multmédia , art graphique , design vs. Satın alıp ya da " commande publique " yani sipariş vererek , yıllardır 100 000 nin üstünde biriken " yapıtlar " ,  kendi deyimleriyle bir "çıfırt çarşısı " oluşturmuş ve de  şimdi bir " autodestruction " aşamasında yani kendi kendini yok ediyor bu sanat eserleri . Zaman aşınımının da etkilediği kimyasal tepki ; plastik , her türlü chimique yapıştırıcılar , şeker , un , plastik köpük genellikle çöplerle yapılan instalationlar vs , Paris'in civar banlieue'lerindeki çesitli depolarda 30 000 objet stok edilmiş , diğer 53 000  objet'de kiliselere , elçiliklere ve devlet dairelerine ödünç verilmiş. Göze - dişe dokunanları müzelere koyup göstermek istiyorlar ama çok önemli bir restauration gerekliliği bunu geciktiriyor. Uzaktan bakıldığında , devletin sanatcıya mali olarak el uzatması , işini satın alması çok güzel bir tavır ama rahat para kazanmanın en doğru yolu olan aracılık , deynekcilik , expert , uluslararası kartvizit taşıyan , sözü geçen galericiler , sanat kurumları yöneticileri ve de tüm sivri akıllılar tarafından bütceye el koyup, CNAP'ın satın alma komisyonun  kontrol altına aldıklarını herkes biliyor ama kale o kadar iyi korunuyor ki haddine mi düşmüş bu konuda bir sitemde bulunmak. Fransız ihtilaliyle başlamış sanatcıya el uzatmak , 1976 yılına gelinceye dek daha " conceptuel " işin içinde değildi , daha çok tablo , heykel ve çok az fotoğraf  - bugünkü " hystrérie " daha başlamamıştı fotoğrafta- bunların içinde bir takım önemli isimler bulunsa da yüzde doksanı eş dostan alınan bir takım " kabuklar ". Büyük skandal ,  Sosyalistlerin 1981 yılında ikdara gelmeleriyle başlıyor ; Kültür Bakanı Jack Lang, 300 ün üstünde " commande " ı kendi yakın dostu " plasticien " , ve çevresine dağıtıyor . Bunu çok iyi izlediğim için - görmemek olanaksızdı çünkü tüm Paris'i donattılar bu çirkinliklerle ;


Colonnes de Buren - Palais - Royal
Kimler yoktu dağıtımda ; tüm "plasticien akbabalar " , politikaya soyunmuş sanatla uzak yakın ilişkisi olmayanla da nasibini aldı , verilen sipariş adam başı 100 000 euro olarak ödendi . 
Tekrar CNAP'a gelirsek ; MNAM/ Centre Pompidou satın-alma komisyonu başkanı Emma Lavigne , çevreden ya da üst düzeyden gelen "adam-kotarma " sisteminine müdehale etmenin güçlüğünden söz ediyor , ünlü kolleksiyonerlerin ve de onlara deynekcilik yapan galerilerin " star-sistem " düzeni giderek CNAP'ı üvey evlat durumuna düşürmesi yani "  düşenleri sen topla " gibi ." Plastıcien - Galeri - CNAP "arasındaki satış fiatı üstüne olan hırlaşmalar basına yansıdığı zaman , kimin niçin dalaştığı bilinmediği için üstünde durulmuyor , halk da tüm bu paraların kendi cebinden çıktığının farkında değil.


Franc Scuti/ Empty World 2
Anne de Villepoix bir galerici olarak bu " pastadan " her zaman payını almış , ta ki galeri sanatcısı Franc Scuti , Empty World 2  , içi yaldız , siyah kayışlı seramiklerini CNAP'a 70 000 euro'ya satmış oysa galeri fiatı 90 000 euro olarak sergilenmiş , bu ara plasticien de galeriyi terk ediyor . Hem sanatcısından hem de komisyonundan olan Madame villepoix , CNAP'ı yererken , Patronu Richard Lagrange'da " kendilerinin çoğunlukla galeri -sanatcı anlaşmazlığı arasında kaldıklarından yeğiniyor. Örneğin 2010 kadar 30 yıl bu komisyonun tek sorumlusu, genellikle fotoğraf konusunda : Agnes de Gouvion Saint-Cyr , şimdi danışman olarak galerilerle çalışıyor , Fnac'ın fotoğraf kolleksiyonunu yönetiyor , kendisi hakkında söylenen " hiç kimse 30 yıl bir konuda "dediği dedik " olamaz , demek ki oluyor ve hala düdüğü ötüyor . Eski kültür bakanlarından Jean Jacques Aillagon , daha önce George Pompidou müzesi yöneticiliği  daha sonra François Pinauld kolleksiyonu danışmanlığı , son olarak da Versailles sarayını yönetiyor ki bu sarayı çağdaş plasticienlere açan şahsen kendisidir. Peki kimdir bu sanatcılar ? yanıt : daha önce yönettiği kolleksiyonun flaş isimleri örneğin Jeff Koons , Bertrand Lavier , Takashi Murakami :

Bertland Lavier/ versailles

Takashi Murakamı/ Versailles

Jeff Koons/Versailles
Tüm anlatıklarım sanatın bir göz-boyamacılık olmasından öte, arkasındaki paraya yönelik uluslararası gücü , hiç bir sınır tanımayan , kendi tarihini kendi yazan , politikayı yöneten bir güç . CNAP'ın satın alıp , depolarda çürüyen çöpleri, bu pazarın saraylarda sergilediklerinden daha kötü değildir bence.

15 Nis 2012

Böyle buyurdu Zerdüşt

Her şey çok hızlı bir değişim içinde , değişimin de  bir gereklilik olduğu söz götürür , sanat adına her dalda izlediğimiz örneğin yazı , resmin içine düştüğü " modern tuzağını " 60 yıllarında uzaklaştırmasına rağmen , kitabın albenisinin çekiciliği , onu " sur-charge ", çok fazla yazar , kitap okyanusu fenomeniyle karşı karşıya getirmiştir , kitap , para kazandıran bir mesleği de onurlandırmış ; yayınevlerinin de o denli çoğalması ,yazı ve  yazarlık şansını beraberinde götürüyor. Kitap seven olarak zamanla hesaplaşma , alınan kitapların birikimine , yeni yazarlardan aradığını bulamama , giderek gönül çelen eski yazarlarına dönme , yalnız bana özgü değil. Sinema da aynı yıllarda modernci " mystificateur " lerden kendini kurtardı , belki bugün en özgün diline ve tekniğine ulaşmış tek sanat . Müziğe gelince " contemporary " kompleksini silkeleyip , alabildiğince eski kaynaklarına döndü . Erken müzik . barok müzik grupları o kadar yaygın ki her gün yeni bir " partition "gün ışığına çıkıyor , bilmiyorum kim dinliyor en klasik olanlarını bile ; Varése , John Cage ,Stockhausen . Burada sözü getirmek istediğim  ; çağın değişiminin gözle görülür panamorası , çok yakın bir süreye kadar , geleneksel sergi çağırıları yavaş yavaş yerini bir takım eloktronik , anlaşılmaz mesajlara terk etti , resim sergileyen galeriler resmi müzeyedelere bırakıp yavaş yavaş buharlaşırken imge yok olup yerini her türlü "attraction " a bıraktı :



Gördüğünüz bana electronik ulaşan İstanbul galeri çağırıları , dikkat etmezseniz bu çağrıların New York ya da benzer bir kentten geldiğine hiç şüphe yok . Ne yapılmak isteniyor bunu çözümlemek güç değil ; " conceptuel " , yapıla yapıla suyu çıkmış ,"  instalation " lar  dan daha çok hangi amaçla kafa yıkamak , sizi hızlı bir şekilde uyutmak adına konulan ukelaca manşetler ; ötesinde de alış- verişden de bir haberimiz yok örneğin Arter'in afişinde görülen metal kafesler - içinde ne var anlıyamadım - satılık mı ? , kim alıp evinin salonuna koyuyor , koyuyor sa ederi ne ?


Palais de Tokyo-açılış ve ilk performance
Art contemporain başını almış gidiyor ; yeniden düzenlenen ve çağdaş sanatın mekke'si olacağı günlerdir konuşulan Paris'deki " Palais de Tokyo " kapılarını açtı  22.000 metrekare , 4 kat  labirent misali sürekli " performances " , konser ve konferans etkinlikleriyle sanat sevenlerin karşısında. Bizim Arter -İstanbul yanında ciddi kalıyor . Geçen yıl Grand Palais'de " Monumenta " nın krotörü Jean de Loisy yönetiyor  ve ilk sözü "..buranın bir küstahlık mekanı olacağı " ve de genellikle Fransız plasticien'lerine öncelik tanınacağını müjdeledi. Başka bir yenilik de mekanın " Alertes " bölümünde , bir yıldırım hızıyla habersiz yani aniden bir performance yapabilirsiniz !

"dekor" -Adel Abdessemed/ Galeri David Zwiner- New York
Cezayir çıkışlı bu sanatcı bügünler de çok gözde ; New York'da galleri David Zwiner 'de sergilediği " dekor " isimli eseri François Pinauld tarafından 1.5 milyon euro'ya satın alındı. Pinauld bu günlerde çok etkin ; Venedik'deki kendi mekanı " Le Palazzo Grassi "'de " başka ünlü bir sanatcıya bir performance yaptırıyor , yani " istediğini yap " , o zaman İsviçreli Urs Fischer'de bu fantastik mekanı kendine benzetmiş , bu küstahlıkla çirkinlik tüm rahatsızlık adına bir " fusion " oluşturuyor . Bu mermerin düşü diyebileceğimiz saray , contemporary'nin kaderiyle bir çöplük rahatsızlığına terk edilmiş.



Bilmiyorum sizi ; bu gidiş bana rahatsızlık veriyor , karabasan gibi bir şey , tarifsiz sanki benimle alay ediyor bu milyarder , tutunduğumuz değerler bir bir yok ediliyor , bir çirkinlik " sunami " sinde kaybolup gideceğiz!

9 Nis 2012

fırça-silah ya da dışavurumcu soyut ve CIA

Dün The Independent gazetesinin yazdığına göre ; emekli bir CIA ajanının deşifre ettiği sanatın nasıl politikaya , propoganda yoluyla soğuk harp süresince kullanıldığıydı. Eski CIA ajanı Donald Jameson' un anlattığına göre harp sonrası Amerikan soyut dışavurumcu ekolünün en önemli isimleri ; Jackson Pollock ,Robert Motherwell , Willem de Kooning  ve Marc Rothko ,  20 yıl , soğuk harp boyunca , CIA tarafından  büyük sanatcı olarak dünyaya tanıtılmışlardır. Daha doğrusu Amerikan gizli servisi bu ressamlar için harp sonrası 1947
jackson pollock
Robert Motherwel
den itibaren Farfield Foundation aracılığıyla Yeni Amerikan Pentürü sergisiyle başlayan promotion giderek İngiltere' de Tate Galllery daha sonra da Museum of Modern Art (Moma)  New York' da müzeleşmiştir ki bu müzenin kurucularından Nelson Rockefeller'in annesinin de CIA çok yakın ilişkileri bilinir. Bu organizosyonda sanatla köprüleri kuranlar yine bu gizli servisin önemli isimleriydi : William Paley John Hay Whitney ve Tom Braden. Bu tür " manipulation "ların olmasının en büyük nedeni de harp sonrası Amerika'nın Mc Carthy ve J.Edgar Hoover tarafından yönetilmesiydi . Sanatcıların bu konuda bir iş birliği ettiği söylenemez , genellikle bu ressamların çoğunluğu duygusal olarak sola daha yakındı . Peki amaç ne olabilirdi dediğimizde ; sanatın çok önemli propoganda aracı , "imposer" etme , bir fission , etki , metah ve de zamana dayanması. Değerler müzeleştiği an , modernlik fenomenide evrensel bir durum getirmiştir , tartışılmaz , ne yaparsan yap , onlara benzemek zorundasın , taklitcisin , içeriğine ve tekniğine bir yorum getiremezsin , haddimize düşmez onlara sataşmak , bu tapınaklara dışarıdan saygı duymak ve onları onurlandırmak tek görevimiz . Ruslar da bunu kabullendi , nasıl Amerike Bolşoy'a dokunamıyorsa , hiç bir Rus müzesine bu ressamlar asılmadı , resmin o yıllar evrensel bildirisi CIA tarafından belirlenmişti , hiç unutmam ; hocam Bedri Rahmi Eyüboğlu 1960 yılında Rockfeller bursuyla Amerika'ya gittiğinde , orada iyice yıkanıp , kendi deyimiyle ; " allahsız bir Rothko " hayranı olarak dönmüştü , bence bu etki kendine özgü resmini ve şiirini allak bullak etti.


Willem de Knoning

Marc Rothko

Çok ilginç 1972 yılında Londra'da " The Times " , o yıllar daha çok yeni bir "contemporary" concept'i oluşturan , eşi Ileana birlikte tek isim Michael Sonnabend'in bir CIA ajanı olduğunu iddia etmişti . İleana Schapira 1932 de Leo Castelli'yle evleniyor Bükreş'te , 1940 larda New York'a yerleşiyorlar. İşte bu yıllar açtıkları galeriyle bu günün projesi çizilmeye başlıyor.1950 de Castelli'den boşanan İlenea bu kez ressam John D. Greham'la ikinci evliliğini yapıyor. Greham'ın yakın arkadaşları Pollock , de Kooning , Archile Gorky. O yıllar Castelli Paris'de bir galeri açıyor ve kısa bir süre sonra tekrar New York'a dönüyor çünkü sanat merkezi yukarıdaki anlattığım nedenlerle bu tarafa kaymış durumda . 1959 da İleana üçüncü evliliğini Michael Sonneband 'la yapıyor , uzun süredir birbirlerini tanıyorlardı ve de The Times'ın iddealarını kanıtlayan çok somut deliller var bu evlilikte . Çift kısa bir süre sonra Paris'de bir galeri açıp ; Yeni isimler ; Andy Warhol , Roy Lichtenstein vs . Castelli'iyle birlikte önemli bir üçgen oluşturuyorlar . 20 yüzyıl sanat tarihinin yazılması sürüyor . 1971 de SoHo ve Paris'de yeni açılan galerilerde " conceptuel " adına başlayan " heppining ", " instalattion " vs. yeni arayışlar imposer ediliyor , unutmamak gerekir Paris'deki galeriyi Sarkis yönetiyordu o yıllar , bir çok açılışta bulundum . Ortaya sürülen yeni sanatcılar : Gilbert& George , Jeff Koons , Chiristo , Baselitz , Jannis Kounalis Broadway 'deki galeride pazarlanıyor ve de kısa bir süre sonra bu pazara Charles Saathci katılıyor . 2007 de İleana Sonnabende'in ölümüyle milyarları bulan bir servet ve geriye CIA nın yardımlarıyla yazılan bir sanat tarihi kalıyor. Unutmayalım Sanat'ın silahı her zaman manupulation ve yıkamadır , bir " metah " olduğu sürece de " keriz silkelemektir ".






5 Nis 2012

Greattest Hits / ŞAMATA



Bugünlerde Lyon Modern Sanat müzesinin iki katını  bir retrospectif sergiyle dolduran Robert Combas , sanat adına tüm prensiplerime aykırı düşen bir ressam, uzun süredir kendime soruyorum ;  resim mi ? Benim göremediğim belki bir mesaj , belki başka bir boyut var , ben mi yerine koyamıyorum ! Yapılan ; kötü karikatürle , grafitti arası , hiç bir endişe güdülmeden , açıkca sanatın varoluşuyla dalga geçen , " Bic onyx marker "le " bande dessinée" tekniği hızıyla çizip, içini renklendirmek . Resim kültürü adına hiç bir endişesi olmadığı için , üretimi de o kadar hızlı oluyor. Nereden bakarsak bakalım , bir kabullenme çözümünü getiremiyorum . Güney aksanıyla, resminin kaynaklarını Mickey ve Tintin'e bağlıyor oysa kuşak olarak ünlü Amerikan dergisi " Mad " ı kaçırmış , Mad'ın kapağındaki şu sözünü koyabilirdi sergi davetiyesine : "..Tales calculted to drive you mad " yani "."hikayeler sizi delirtmek için hesaplanmıştır. "

Robert Combas uzun bir süredir odak noktasında , belki bu nedenle retrospektif için değişik dönenlerini içeren resimlerini arandığını duyan yüzlerce kolleksiyoner ellerindekini sergilemek için baş vurmuş , 200 tuval ve de bir o kadar sanatçının kirli çıkı dediği , biriktirdiği objeler , rock müzik de yaptığı için , kendi grubu ve gitar kolleksiyonu vs. Bir zamanlar  Leo Castelli sayesinde sesini Amerika'da da duyurduğu için önemli müzelerin ve kolleksiyonerlerin dikkatini çekmiş ; 80 yıllarından başlıyan bu çıkış bugün biraz sığlaşsa da , yine actüel ," benim yaptığım resim Rock'dur " diyor , " rock on the wild size /wild " , serginin kreotorünün de tavsiyesi  ; " lütfen mantık aramayın " oluyor . Combas 1974 - 1977  Séte Güzel Sanatlar Akademisinde , yeni bir şey yapmak gerekir diyerek yolunu çizmiş ve de  80 yıllarındaki serbest figürasyon , " velvet under graund " , Support/ Sur Faces vs. dan etkilenmiş , yine aynı okuldan ve onun gibi ünlü Hervé di Rosa' ya bakarsanız , bu okulu kutlamak geliyor içimden ;

              
                                                            
1993 yılında bilmiyorum kimin aklından çıktı , " Büyük Louvre " adına Fransa'nın o dönem gözde sanatcılarını içeren büyük bir sergi düzenlendi , bu sanatcılar Louvre'un içeriğinden hareketle etkilendikleri bir tabloyu kendilerine özgü resimliyeceklerdi ve bu da çağdaşın müzeye bir gönderisi olarak kutlanacaktı.Bu ressamların içinde Gérard Garouste , Philippe Favier , Miquel Barcelo ve Martial Raysee vs . vardı . Sergi için Combas, Ucello'nun "Saint Romano savaşın" tablosundan hareketle büyük boy bir tuval yapmıştı . O gün gördüklerimle farkında olmadan içim sızladı , modernlik fenomeni kompleksiyle sanatta yenilik yapmaktan daha çok resmi bilmemek ön plandaydı , o müzelerin kutsal mekanlarında bu şamatayı yapmak ! Aradan 20 yıl geçtikten sonra şunu düşündüm ; ya bugün , ne yapacağız ?