20 Eki 2019

FIAC YA DA PRİZMATİK BAKIŞ

YAYOI KUSAMA - KABAK / Place de Vandome
Patlama endişesiyle Fuarın birinci günü gösteriden kaldırılan bu devasa balon, beneklerle kafayı bozmuş Japon plasticien Yayoi Kusuma'nın.  Yıllardır bu sanatın baş köşesine oturtulmuş bu bayanın
varoluşunu sorguluyordum: sonuçta Newyork, Londra , Hong Konk galerilerinden sonra Brexit nedeniyle Paris'de yeni galerisini açan David Zwirner çıktı;


Şu anda Paris, Art Contemporant adına dünyanın 10 en ünlü galerisini kendine çekmiş durumda, İngiltere'nin çok yakında Brexit'in uygulanışıyla - gümrük ve taxe - bu pazarı biraz da olsa yitireceğini hesaplayanlar dışa açılımı faydalı görüyorlar. Alman galerici'nin bir beğeni problemi yok, sanat olmayan herşeyi en pahalı şekilde dünya müzelerine sokuyor:

JOSH SMITH'S - İnstallation Peyzage/Galerie David Zwirner

Öncelikle bu fuarların çekim alanı "mediatik bir bombardıman" ve de "auto control", radyo, televizyo ve basının ağzı ve gözü bağlanmış, arkada ekonomik bir eldorado ve buna ters yaklaşan yanar, örneğin Contemporary İstanbul ve Bienal'e karşı, bir eleştiri göremedim; görüşlerine saygı duyduğum kişiler bile suskunluğu seçtiler, bilmiyorum bu çevreden ne bekliyorlardı! Öteki yazılarımda anlattığım perişanlığı tekrar etmiyeceğim ama şunu çok iyi bilin:  ileriye dönük merak alanlarım, beni olabilecek sanat diye satılan bu zevksizliğin global yıkıntısını izlemeye itiyor, yatırımlarının boşa çıktığını, çöpe bile gidemiyeceğini öğrendiklerindeki şaşkınlığı kendi gözlerimle görmek anını yaşamak!

YOYOI KUSUMA - FIAC
Bu büyük fuarların mediatik sloganları sanattan öte "yatırım ve değer" prensibiyle hesaplanmış, örneğin cebinizde 10 bin euro var ve heyecanla Fiac'a  geldiniz, ama çevreniz ve basın sizi daha önce yıkamış; sonuçta sen de "kolleksiyoner" olacaksın, evinde öğünerek: ",, Fiac'dan aldım, göreceksiniz bu Afrika'lı sanatçı yakında dünya müzelerinde.."  Geçenlerde bir işi 25 bin paunt'a Londra'da satıldı!"vs. Yine siz birine danışsanız daha iyi olacak; hemen size bir"Art Advisors" yani "danışman" ya da deynekçilik en geçerli, hızlı para kazanmanın bir yolu; bu konuda expert Philippe Lamy'nin herkese tavsiye ettiği Polonyalı bir plasticiens, Alicia Kwade:
ALICIA KWADE
Açıkca bu danışmanlar satışta %10 alırken galerilerilerin de buna katkıda bulunduğu bir gerçek. Geçende İstanbul'da ünlü bir göz doktoruyla yapılan röportaj da: yaptığı "çağdaş sanat koleksiyonun" "art advisor"nün Hasan Bülent Kahraman olduğunu söylüyordu; şimdi üstadın cep harçlığının kaynağı ortaya çıktı!
27 ülkeden 195 galerinin katıldığı bu uluslararası devasa fuar da Çin'den gelen galeriler çoğunlukta, ayrıca bu fuara ilk kez 18 yabancı ve 57 fransız galerisi var, dış olarak değişik mekanlarda yapılanları da sayarsak yalnız girişin 38 euro olduğu ve de geçen yıl 75 bin görücünün izlediği bir para makinasına dönüştüğü bir gerçek, bunun "moral" bölümüne daha sonra gireceğiz!


Sanatın içeriğiyle katiyen ilgisiz bu "modern sapmalar" Fiac pazarında, uluslararası ün yapmış bir takım isimlere de dalga geçmek fırsatı veriyor, Örneğin Daniel Buren: "La Vache qui Rit" - gülen inek -Fransa'da tarihi eski, bir "porsiyon peynir"  markası, sanatçı bunun kolleksiyonunu yapıyormuş ve de firmayla anllaşarak bunu bir concept olarak kullanıyor! Öbür yandan başka bir plasticien Vivien Roubaud Petit Palais'nin önünde hani fuarlarda çocukların sevdiği "pamuk şekeri" makinelerinin daha büyüklerini yaparak  o da bununla dalgasını geçiyor!
Genelde "panayır" görünümüde, gerçekten tüm olarak "beğeninin en alt düzeyinde" çağımız sanatının bir panoraması niteliğindeki bu fuarın şimdi söz sahibi büyük galerilerine geçelim:

KATHARINA GROSSE / GALERİ GAGOSIAN
Bu 57 yaşındaki Alman plasticien bir boyalı yıkıntıyı sergilerken, Gogosian'nın bunu hangi müzeye sattığını düşündüm, sizi tekrar düşünmeye zorluyacağım: bu esere müzelerinizde bir yer arayın!


GRAYSON PERRY/GALERİ VİCTORIA MIRO
İngiltere'de çok ünlü bu artist, ülkesiyle ve herkesle dalga geçerken, vernisage'larında da travesti olarak Clair adıyla shov yapıyor! Galeri Vivtoria Miro bu işten çok karlı çıkmış durumda, vazo 100 bin euro'ya hemen kapışıldı

GRAYSON PERRY/GALERİ VICTORIA MIRO
ALBERTO BURRI
1995 de ölen Alberto Burri Fransa'da pek tanınmıyor ama Guggenhaim 2015 de bir retrospectif yapmış Newyork'da! Tuvalin ederi 2.5 milyon euro! eserin adı Çatlak!

LAURE PROUVOST/ GALERİ NATHALIE OBADIA
WE WILL KEEP COOL, COOLING SYSTEM 10 ( for global warning )

İngiliz'leri bayıldığı Fransız vidéaste Laure Prouvost Turner ödülünü kazanan nadir sanatçılardan; Tate Modern öyle herkese vermez bu ödülü:

LAURE PROUVOST/ TURNER PRIZE
Daha önce yazmıştım Turner adına yapılan bu şamatayı, ben olsaydım hiç olmaz sa masada oturan kadının baktığı duvara bir Turner asardım!


MICHEL OTHONIEL
Paris Academie de Beaux Arts bizim yaşadığımız 70 yılları sonunda  kabuk değiştirmeye başlamıştı, öğetim üyeleri çaktırmadan "conceptuel" eğilimli ve de piyasada mediatik "plasticiene" kişilere dağıtılmaya başlamıştı, sonuç malûm, Othoniel, Boltansky vs. öğretimi ele aldılar. Sanki bir otoyol miisali bu sanatçı yeşil ışıkta: Villa Medicis, Collection Peggy Guggenhaim, Fondation Cartier yoluyla Louvre'da installation'a kadar geldi. Ne yapıyor diye sorarsanız: "kolya" yapıyor derim!

OTHONIEL/KIN NO KOKORO - TOKYO
GİILLES BARBIER  Jardın de Tuillerie

Yine bir Fransız plasticiene, bu kez Tuillerie parkına büyükçe bir zar atmış! Tüm bunların müzelerin kolleksiyonuna girdiğini unutmayalım!

NEONLA YAPILAN ATRAKSİYONLARI, TÜM ÇÖPLERİ, VİDEOLARI, TAŞ, TOPRAK, ALÇI, KUMAŞ ,TEL, KABLO VS. DA AZ GÖSTERMEYE ÇALIŞTIM AMA GÖRDÜĞÜM KADAR "CONTEMPORARY" AĞINI ÖRMÜŞ, PARA HERŞEYİ YÖNETİYOR VE DE BURAYA AKIYOR HİÇ BİR MANTIK GÖSTERMEDEN, HİÇ BİR HESAP YAPMADAN.  BEĞENİNİN ÖTESİNDE VE DE GÖZÜMÜZÜN ÖNÜNDE YAZILAN 21 YÜZ YIL GÖRSEL SANATI, HER YIL AÇILAN 30 YENİ MODERN MÜZE, O KADAR FONDATİONLARLA BELLEĞE YAZILIYOR. KENDİ VAROLUŞUMLA HİÇ BİR DUYUSAL BİR İLİNTİ BULAMIYORUM. BUNU "MANUPULER" EDENLERİN DE AMAÇLARINDA, SANAT YAPMAKTAN ÖTE FUARCILIK, ALIŞVERİŞ MERKEZİ ARZULARININ DAHA AĞIR BASTIĞI BİR GERÇEK! TÜM BUNLAR DÜŞÜNMEYİ, DÜŞ GÖRMENİZİ ENGELLİYORSA, BİZ YİNE PENTÜRÜMÜZE, ŞİİRİMİZE, YAZIMIZA DÖNELİM, USTALIKLA YAPILMİŞ SİNEMAYI VE DE BAROK MÜZİĞİMİZİ DİNLEYELİM, ZORLA GÜZELLİK OLMAZ!

Unutmadan geçen hafta Christie's de Nicolas des Stael'in bir tuvali 20 milyon euro'ya satıldı.


Geniş spatülle çektiği kalın boyalı abstreler, intiharından bir süre önce".. figüre dönmek istiyorum, olmuyor" diye günlüğünde yazmıştı ve de "Park de Prince" isimli son tablosu figüratifdi; poz vermiş 11 futbolcu! İntihar ettiği güney Fransa'daki deniz fenerinde, daha sona bir süre Abidin Dino oturmuştu.





















15 Eki 2019

KÖPEK BOKU VE MELEKLER

CONTEMPORARY VE ONA ÖZGÜ TÜM ŞAMATAYI RAHAT BIRAKMAKTI AMACIM, KARARLIYDIM VE BENİ YORMAYA BAŞLAMIŞTI BU SİRK! BELKİ SİZE BİR ŞEY DEMİYOR ŞU GÖRSEL, AMA BENİ TEKRAR SÖZÜMDEN CAYDIRDI; BU MİLYONLARA SATILAN VE DE ONU ALMAK İÇİN BU FUARLARA DAHA AÇILMADAN HUCÛM EDEN KOLLEKSİYONERLER, MÜZE YÖNETİCİLERİ, ULUSLARARASI ZENGİNLER LOBİSİNİN AKIL HOCALARI, PARASIYLA BİR ŞEY OLMAK İSTEYEN AVANAKLAR, SANATI MANUPULE ETTİĞİ SÜRECE ONLARI VE ENAYİLİKLERİNİ SERGİLEMEK BOYNUMUN BORCU!  

NİCOLAS POPE - Yahweh and the Seraphime
Geçen haftalarda belki Çağdaş Sanatın en önemli fuarlarından Friez Art Fair Londra, 35 ülkeden 300 galerinin katılımıyla Brexit öncesi inanılmaz bir sonuçla bitti. Devasa Londra galerilerinden Hauser& Wirth'in yöneticilerinden Neil Wenman: "..açılışlarda hiç yaşamadık böyle bereketli bir sonuçu, tüm eserler satılırken, Amerika'lı sanatçı Philip Gutson'nun ( 1913-1980) işi 5 milyona gitti!"

PHİLİP GUSTON - Painting, Smoking, Eating
 Yine tekrar ediyorum: bu "Çağdaş Sanat Histerisinin" belki düşünülemez boyutlarında, sanata, onun varoluşuna, içeriğine, tekniğine, anlamına dair hiç bir endişe gütmeden sanata dair yapılan bir "orgie"! Sanki Sadom ve Gomara'nın son günleri, belki Brexit'le bu fuarlar da yok olur, taxe ve ekonomik sınırlamalar gelir endişesiyle. Ama beklenilmedik bir mucize; Güney Afrika'nın önemli galerisi "Goodman Gallery" bu fuarda en büyük mekanı kaplıyordu, yöneticisi Lisa Essers: "..şu günlerde ülkemizde önemli br ekonomik kriz var, Frieze fuarı bizim her zaman bir kurtuluşumuz oldu, standımızda 20 sanatçı var, genellikle Güney Afrika'nın en önemli sanatçıları, örneğin William Kentridge, Yinka Shonibare; fiatlar 30 bin - 1.4 milyon dollar!

WILLIAM KENTRIDGE - PEYZAGE

YINKA SHONIBARE - WAX GİYSİ
Bu Çağdaş Sanat pazarı o kadar iyi işliyor ki, Freze Londra ve Frieze Masters olarak iki fuar şu anda işlevde ama Tate Modern'nin desteklediği buna özgü etkinlikleri de göz önüne alırsak şunu görürüz, yine bu Contemporary'nin lokomotivi İngiltere; zengin arap ülkelerini bile, "deve ve hurma" içeriğinden çıkarıp bu fuara özgü galeriler ve müzeler açarak contemporary liderliğini elinde tutuyor! Türkiye'de bunlara özenenlerin belki bilmedikleri: katiyen bu pazarın içinde olmadıkları; her şey dolarla ölçüldüğü sürece de olamıyacakları! Sözüm sanat diye yapılanlar değil, modern diye sürülen bir içgüdünün kendi gerçeğiyle bağdaşamıyacağı!
Yine fuara dönersek: Bu konuda tüm kafayı kaçırmış Tate Modern de kendi kolleksiyonunu her yıl bu fuardan sağlıyor; 170 bin euroluk bir bütçeyle girmiş bu yıl, satın aldıklarıdan bir seçme:

SONIA BOYCE

GİORGİA GRIFFA

EDDIE MARTINEZ
Örneğin: bu Amerika'lı genç sanatçı Eddie Martinez'in galerie Timothy-Taylor'da fuarın açılışında ilk saatlerde kapışılmış; çünkü fiatları 26 bin'le, 82 bin euro!

Şimdi gelelim geçen yıllarda ölen Yunanlı Jannis Kounellis'e: bu fuarda yine tüm işlerini aynı gün satan galerici Almina Rech, Arte Povera ve Kounellis'i büyük fiatlara satarken, aklıma ünlü giyim markası Prada'nın Venedik'deki tümüyle Kaunellis'e adanan Prada Fondation geldi; ne garip, bilmem nasıl anlatılır; ama biliyorum anlatamayacağımı ama bu güzelim Venedik saraylarında "çöplük" sergileyip adını çağımız sanatı koyan bu kültür ve sanat yoksunu milyarderlere, kazandığınız paralar yaşamın daha özgün, daha faydalı, insanın ve sanatın gerekliliğini doğrulayan yerlere harcanamaz mı?
JANNİS KOUNELLIS
Şimdi bu görsellerin içeriğindeki gerçek; hayır contemporary pentürü dışlamıyor diyorlar ama sanatın içeriğindeki pentür bu değil ki, can sıkıntılarını boyayla tuvale döksek bile bu kadar karalama ve yalama olamaz! Belki bu çağ insanı bazı konularda "yalama" yapıyor; niçin yazı, sinema varoluşunu kurtardı, çünkü kimseye zorla bir kitap okutamazsınız ya da bir filmi izletemezsiniz, bir olguyu kavramak arkasında bir kültürü içerir ve bir zaman söz konusudur kavrama adına ama bir milyarderin yönettiği ulusararası müzayede salonunda boş bir tuvale biir baş eserdir diyerek onu üst yüzeyde sınıflandırıp size yediriyorlar sa bunu kavramak yerine kabul etmek çok daha kolay; "demek böyle, ne yazık bu çağdaş sanattan anlamıyorum" son söz oluyor, ama yargıcı onlar!


Plastik sanatlara gelince: "bir olguyu ters-yüz etmek" o kadar zor değil, çünkü bu olguları sınıflandırmışşız: figüratif, abstre, conceptuel, installation, graffiti, performance vs. Ne yazık "haramilerin" bize herşeyi "emposer"" ettiği 20. yüzyıl; çok az iyinin yanında bizi bu günlere getiren "nemene" binlerce müzeyi, kolleksiyonları dolduran çirkinlik! Pentürün yaşadığı bu dışlanma bence bir "iconoclasme" geçicidir; çizememek, boyayamamak, tekniği boş vermek pentürü bir kenara itmiş se, Güncel Sanat müzeleriyle, sanat merkezleriyle fuarları ve galerileriyle, milyarder lobileriyle, ülkelerin kültür bakanlıklarıyla, lüks dergi ve yayınlarıyla gerçek kültürü dışlandırmış sa bunda ileriye dönük hiç bir umut ışığı bulamıyorum; çöktüğünde Leo Castelli'nin dediği gibi binlerce çöp bidonu bırakacaklardır! O kadar ki şu gösterdiğim zavalılıklar bir yana, Soulage'ın siyah diye katran sürdüğü tuvallerinden Jeff Koons'un canishe balonlarına dek! Bu "çağdaş Sanatın sonunun" yaklaştığının resmidir!




Frieze kapılarını beklenmedik bir şekilde kapattığından hemen sonra başka bir histeri, FIAC başlıyor bu günlerde, Fuarı gözdesi Japon plastisyen Yayoi Kusama:

YAYOI KUSAMA - Place Vandome
Kafasını beneklerle bozmuş, bu garip plastisyen bugün contemporary'nin bir  yıldızı, Fiac da ona göre davranmış! Tüm kentin alanlarını, bulvarlarını, müze ve galerilerini kapsayan etkinlikler bu kez ekonomik olarak öteki yıllardan daha güçlü olduğunu gösteriyor. Çok ilginç, bu Fiac etkinliklerine çok az da olsa bir kaç Türk galerisi katılırdı ve de İstanbul'dan tanıdık simalar gelirdi ama bu yüzlerce dünya galerisi içinde bizimkileri bulamadım, biliyorum katılmak çok pahalı ama İstanbul'da bu contemporary'nin davulunu çalıyorlar; dolar mı yükseldi yoksa, çaktırmadan!


























4 Eki 2019

BÖYLE BUYURDU PİNOT

JEFF KOONS  ANIT


Biliyorum çağımız bir sürü “Zerdüşt” dolu; varoluşlarında iğreti duranların paranın gücüyle sanata müdahale etmeleri, kendi kanunlarıyla müzeler açıp, yine o beğeninin anıtlarını dikmeleri kimseyi şaşırtmıyor! Fransa’da geçen yıldan bu yana epey gürültü koparan olay: Amerika’lı artist Jeff Koons’un Paris kentine yaptığı bir gönderi; kasım 2015 de Paris’de yaşanan terörizme duyusal bir ilinti taşıyan anıtını zorla hediye etmek etmek istemesi! Jeff Koons projeyi ve maketi yetkili kişilere: Paris Belediye Başkanı Anne Hidalgo ve kültür bakanlığından önemli isimlere sunmak için yapılan yapılan protokolda yanında uluslararası çağdaş sanatı yöneten milyarder François Pinot ve Amerikan Büyük Elçisi’yle geldi, yaptığı söylevde Paris’e olan büyük sevgisini de söylemeyi unutmadı: bu anıt onun kendi ününden öte, demokrasinin bir sembolü, bu törörde yitenlere saygı, Paris’’in kültürel synergie’sine bir katkı olarak nitelenmesini istedi! O sürede yapımı Almanyada gerçekleştiriliyordu bu dev anıtın: 12 metre yüksekliğinde, 8 metre genişliğinde, paslanmaz çelikten yapılmış, 30 ton! Bir lâle buketini tutan el’i simgeyen bu anıtın haberi duyulduğunda, - fotoğrafları - basında yayınlanınca beklenmeyen bir gürültü koptu! Daha önce Fransız kamu oyunda, antipatik, şarlatan ve de yapıtlarının tümünün “kitsch” olduğunu, yine Pinot’nun seçimiyle Versaille sarayında yaptığı installation’la bir polemik yarattığının eleştirisi daha unutulmamıştı! Unutmayalım Versaille sarayını parlak, ışıldayan canishe balonlarla donatmıştı! Fransızlar tarihlerinde ne kadar tutucu olsalar bile, yapılan kuru gürültüye yetkilliler kulak asmadı, Fransız Kültür Bakanlığı direkt olarak milyarderlerin “contemporary” lobisine bağımlıydı, Versaille’dan sonra giderek Louvre Müzesini de “contemporary’ye açtılar.

JEFF KOONS  RABBIT
Geçenlerde Newyork'da Christie's de 91.1 milyon dolara satılan bu sculpture, Jeff Koons'u David Hocney'le birlikte yaşayan ve eserlerini en pahalıya satan bir sanatçı olarak onaylandı. Satın alanın kim olduğu bilinmiyor ama yakında kendi müzesine koyacakmış. Art Price'ın direktörü thierry Erhmann: " her yıl dünyada 700 yeni müze açılıyor, genellikle Orta Doğu ve Asya'da; kanımca bu tavşanı çok yakında bu müzelerin birinde bulacaksınız! - Çok kısa bir sürede Türkiye'de açılan müzeleri düşündüğünüzde katiyen abartılmıyor Art Price!

 Anıt için Trocadéro meydanını seçmişlerdi, ilk proje 60 tonluk daha büyük bir projeydi ve o sürede Donalt Trump’un seçimi kazanmasıyla, Amerika’da  Koons’un art niyeti söz konusu oldu; terörizmden öte kendi reklamını yapmak kaygıları; bu da Fransa’daki karşıtların ilk önce Libération gazetesinde bir sayfa: sanatçı, entellektüel vs. 50 kadar tanınmış imzalarıyla “Jeff Koons’un hediyesine HAYIR” bildiri yayınlandı. Benim de kayıtlı olduğum “Maison des Artistes” -sanatçılar Evi- bir anket yaparak ne düşündüğümüzü sordu; benim yanıtım: -“bu şarlatana hayır” olmuştu ve de %70 sanatçı bunu onaylamadı.
Amerika’nın da söz konusu olduğu bu projeyi kimse anında silkeleyemez di, “..bir düşünelim” dendiğinde ve fırtına dindikten sonra konuşuruz gibi ileriye dönük geçiştirme sadece bir oyundu. Arkada François Pinot bu polemiye karışmadı, bekledi; yalnız Trocadero bu seçim için güçtü; İnsanlık Müzesi, biraz ötede Paris Modern Müzesi ve de Palais de Tokyo!
Bir ay önce proje yeniden yüzeye çıktı, Amerika’yı terslemek bize yakışmaz, Jeff Koons tartışılır ama bugün eserlerini en yüksek fiatlara satıyorsa, tesadüf değil vs. Ve de bugün biraz sönük bir törenle anıt açıldı. İşte bizim 70 yıllarında büyük hayallerle geldiğimiz Fransa değişiyor; kültürüyle, sanatıyla, sinemasıyla, chanson’uyla bizi çağıran havasıyla; “iyi ki yaşadık” diyorum kendi kendime!