15 Ara 2013

ENDİŞELERİMİZİN KIŞI / 2013-14

Anlamlı kafatası / Sümer - Anadolu Medeniyetleri Müzesi  Ankara
Yaşlandığımız için mi geliyor "zaman algılarında" kararsızlık, öznenin parçalandığını duymak fakat anlatamamak, geleceğin "apocalyptique" olduğuna hergün daha fazla inanmak. Edebiyatı yansımıyorum ama bence "sinema" günümüzde en vurucu bir dil ve estetik oluşturdu. İçsel yolculuktan yola çıkarak dışa; yaşadığımız şu dünyayı, isterse gerçek isterse sanal; inanılmaz bir teknikle görselin gücünü kanıtlamak. Nereden geliyoruz buraya, hiç düşündünüz mü ? Yılların bu birikiminde ne kadar film görmüştür bu göz ama çocukluğumdan bu yana seçimimde hiç yanılmadım; masal anlatmanın bile bir tekniği vardır; virtüel kaynağını gerçekten almaz sa sizi inandıramaz oysa sözcüklerin bir gizemi vardır hayali bir başka güçlendirir; çocukluğumda gazete ve sinema dışında hemen hemen "imge" yoktu, hayale sığınıyorduk. Bilmiyorum ama her zaman güç bir seyirciydim; örneğin kovboy filmlerindeki sahteliği çok önce sezmiştim, tarihi filmlerdeki dekor, takma sakal inandırılıcılıktan öte komik bir anı bıraktı belleğimde. Daha sonraları sinema sanat olarak girdi yaşamıma, sinemada yaratı sonsuzdu; her şey anlatılabilir: senaryo yazıya giderek edebiyata, görüntü ise resmin başka bir penceresini açıyordu; müziğin önemini anlatmaya gerek yok. Beraber büyüdük, öğrendik ve de neler görmedik, bazen kendimi seyyar bir "sinematek" gibi algılarım. Bu kez önce sinemaya dokunmamın nedeni: son gördüğüm bir Çin filmi; A TOUCHE OF SİN



JİA ZHANG-KE genç kuşak Çin sinemasının en önemli yönetmeni; 2006 da gördüğüm "Still Life" hala belleğimde çünkü masal anlatmıyor; ekonomik olarak devleşen ülkesindeki insanlık durumunun aynı paralelde olmadığını, doğayı altüst ederek betonlaştıran, insanı hiçe sayıp robotlaştıran bu çağın trajedisini konu alıyor. Kurulan dünyanın en büyük barajında, toprağını terkedip çalışmaya gelmiş insanların dramını, olağanüstü bir oyuncu performansıyla yansıtıyor; kimdir bu oyuncular? acaba hepsi bu barajda çalışan işçiler miydi? Bu son filminde "Birazcık Günah" olarak çevirebiliriz; "fait-diver" yani gazetelerin çoğunlukla özel bir sayfa ayırdığı toplumdaki insana dair sığlaşma haberleri: bir hesaplaşma, cinayet ya da cinnet geçirmenin her türlüsü. Jia Zhank, bu dört portrenin ve öykülerinin gerçek olduğunu vurgularken anlattıklarının ne kadar doğru olduğunu, içimizdeki korkuya dönük baskıyla sindirilmiş "başkaldırının" özellikle birinci öyküde ne kadar doğru olduğunu, hesaplaşmanın niçin gerekli olduğunu sorusunu kendinize yöneltiyorsunuz. Bizi "manupulé" eden bu politikacılara, onların polislerinin, hapishanelerinin korkusuyla bilinçli baş kaldıramıyorsak; o zaman cinnet geçirelim, korkuyu böyle yeneriz belki! Gidin görün bu filmi, çıkarken kendinizi biraz rahatlamış bulacaksınız.

Gün geçmesin başka bir çinli sanatçı batının mediatik vitrinine girmesin; şu günlerde ressam Zeng Fanzhi. 1964 doğumlu bu sanatçı biraz dışavurumcu yer yer de "humoristique" figürleriyle  pek kolay kabullenecek bir resim yapmıyor ama bugün sanatın kanunlarını yazanlar böyle istiyor. Şu günlerdeki  Paris Modern müzesindeki retrospektivinin şerefine milyarder François Pinot'nun verdiği yemek sırasında Çinden gelen bir haberle "Cene" tablosu 17.1 milyon dolara satılarak öteki Çinli artist Murakami'nin rekorunu kırıyor.

Zeng Fanzhi / Cene





















Buralara gelinceye kadar Çin'nin ekonomik patlaması sonucu artık paranın astronomik bir hızla sanata sığınması ve batılı yatırımcıların bu oyuna katılmasıyla çağdaş sanat tarihi çince yazılmaya başlıyor; Honkkong "Old Bank of China Bulding'in ve Shanghai Bang Bulding'in duvarlarını süsliyerek. Bu yükseliş Shangh Art ve Gogosin Galeri'den geçerek 55. Venedik Biennali'ne sonra da fazla uzak olmayan La Point de Douane'daki François Pinot'ya ulaşıyor. Artık kanatların var uçabilirsin :

Zeng Fanzhi

Zeng Fanzhi
Nasıl yaklaşabiliriz bu resme? Ötekiler diyor ki çok önemli bir sanatçı, ne diyelim kabul ediyoruz ama sanatın çizelgesinin böyle olmadığı bir gerçek sonra birisi çıkıp diyor ki sanat eseri herkes tarafından anlaşabilmeli, popüler olması, hislerimizin duygularımızı bir aynası olması vs.


Zang Fanzhi

Zang Fanzhi
Ben de şöyle düşünüyorum: keşke bu ekonomik oyunların, paranın dümen suyundaki  bu adamların çekim alanında olmadan yargılasak, , şamatayı bırakıp boyayı nasıl sürüyor; desenin farkında mı? Ne söylüyor diye düşünüp öyle baksak bir resme, nasıl sinemaya bir bilet alıp; Jia Zhang-ke'nin akıl almaz dünyasına bakıp kabullendiğimiz gibi.



































4 Ara 2013

OXYMORE / TURNER ÖDÜLÜ 2013 - YARGI ONLARIN, BİZ HİÇBİR ŞEYİZ !

Laure Prouvost

Laure Prouvost
Haber Fransa'da anında duyuruldu, evet çağdaş bir Fransız sanatçısı İngiltere'nin bu büyük ödülünü kazanmıştı. Yıllardır Fransızlar bu konuda kendilerinin altadıldığına inanmışlardı, sürekli olarak günah çıkartıyorlardı, çağdaş sanatta ne yapsalar "bu konuda söz sahibi olmak" belki de ciddiye alınmak uzun bir süredir hayal olmuştu. Hemen moral yerine geldi oysa Laure Prouvost uzun yıllardır İngiltere'de yaşıyordu ve de ailedendi; açıklarsak: contemporary'yi yöneten "lobbying'den söz ediyorum ve de ödülü biliyorum; Turner'i her kez mezarında rahatsız eden, artık sözle anlatılamıyacak bir can sıkıntısı, boyamaktan bile yorulmuş, "laf-ı güzaf"; bir şamata. Daha önce söyledim; "sizinle dalga geçiyorlar" diye, alın görün çağımızın beğenisini, satın alın, saklayın. Ödülün akıl hocası TATE BRİTAİN ama Charles Saatçi'den geçmeden bu ödül alınamaz, daha önce MaxMara Art Prize For Women'nı da almak gerekir. Az kalsın unutuyordum;  Collzione Maramotti İnroggro Emilia'da da boy göstermek gerekli bu ödüle varmak için Bize gelince;  Salt , Borusan vs. yaptığınızın ne kadar "kavramsal" olduğunun bilincindeler. Ödül kıl farkıyla Fransa'ya gitti; yoksa yine bir İngiliz bekliyordu arkada. David Shrigley kanımca epet pişmandır sonuçtan:


David Shrigley
David Shrigley

Çocuk dünyası söz konusu olmadığına göre bu tür karalamanın ne kadar yeteneksiz olduğunu vurgulamak gereksiz; karikatürün sınırlarını zorlasa da "humour noir"ın büyük ustaları örneğin Reiser, Jacek Wozniak vs.  bunu yıllar önce çizdiler ve çiziyorlar. " 

Jacek Wozniak

Gözlüyorum; nerede olursa olsun, karşıt bir eleştiri, bakış açısı adına değişik bir analiz, niçin sanat bir "lobbying" in beğenisiyle yönetilsin sorusu! Geçen İstanbul Biennali'den sonra gazetelerde okuduğum; "rekor ziyaretci" sayısı vs. Aklıma ister istemez Nazım'ın şu dizesi geliyor: " ..koyun gibisin kardeşim!"
                                                                           _____

Tekrar İstanbul'a dönersek: snop çevrelerin sanata açılımın vitrinlerinden en önde geleni "ARTER"in son sergi-gösterisi, Sarkis'in "Cage/Ryoanji Yorumu:


Kutsi Erguner Zen Bahçesinde
Vehbi Koç fondation'nun sanat vitrini Arter'deki bu sanat şölenini Cumhuriyet Gazetesi'de okuduğum makaleden bir alıntıyla veriyorum:



Karşıt olmak, olmamak ya da bir yorum getirmek istemiyorum ama tüm gördüklerim ve şu anda yaşadıklarımla bir "démystification" içindeyim, galiba bu yıkıntıdan çıkamıyacağız!


__________




Lütfen sanatçının ne yapmak istediğini -üstte- okuyun, belki siz başka bir çıkış yolu bulabilirsiniz; ben bulamadım!