19 Eyl 2012

HAYAL MÜZELERİ 8 /RUDOLF HAUSNER

Rudolf Hausner/Die Arche Des Odysseus / 1948-1956 /huile-tempera/Historisches Museum der Staat / Wien
Sanatın kendi varoluşunda yapıtın sanatçıdan çıkıp dışa vurduğunda onun sanat olduğunu , mesajını ,evrenselliğini , estetik kaygılarını , ömrünü kim yargılıyor ; biz mi yoksa yargıcı giysisiyle bu ikilemin arasına girip , yargıcı geçinen "deynekciler" mi? Bu kadar acımasız olmamın nedeni Hausner'i içinizde kaç kişini bildiğini öğrenmek isterim ; inanmazsınız ama örneğin Fransa'da sergilendiğini görmedim , ne kitabını ne de bir kartpostalını . Bir çok ressam da yoktur müzelerinde , Caspar Davit Frederich'i de 1974 de Alman Romantikleri sergisinde görüp , şaşırdıklarında , Roschild'ler kendi kolleksiyonlarından bir tabloyu , Leningrad Müzesiyle takas ederek Caspar Davit'in "Kargalar " tablosunu " Louvre " müzesine astırdılar .
Hausner gerçekten eski resmin tekniğini , fantastik anlatımına , "allégorique" şiirine en iyi uygulayan nadir sanatçılardandır . Harp sonrası aynı vision'u paylaşan beş ressam " Réalism Fantastıque " akımını kurdular ; Rudolf Hausner , Anton Lemden , Ernst Fuchs , Arik Brauer , Wolfgang Hutter 1945 Viyana'da bu ekol'ün öncülüğünü yaptığında , Avrupa'da "apocalyptique" bir harpden çıkmıştı , bir "Orta  Avrupa" kültür geleneğinin var olduğunu , herşeye rağmen sürdüğünün kanıtıdır bu ; kendi küllerinden çıkıp , yeniden doğmak . Fantastik kendi içinde bir "allogorie" yi içerir , düşün anlatımındaki ikilemi , fenomen " fragment "larını gerçek yaşantının imgeleriyle bir sentez oluşturur ki acaba hayat gerçekten bir " sanrı " mıdır ? Bir resmi tanımlamak için onu bir isim , ekol , benzetmeye yönelik  katagorik sınırlamaya karşıyım , çünkü bu " tanımlama  etiketlerinin" arkasına gizlenip, sanatı bir şamata , bir sirk , bir "contemporary" hystérie'sine sokanların amacı sanatı yabancılaştırırmak , kendi kontrollerinde suni bir kültür yaratmaktır. Gerçekten bir tanımlama gerekirse Hausner bir " visioner " dir ki ona en yakın olan Ernst Fuck da anlatım ve teknik olarak eski resmin bir sürekliliğinin ressamıdır.

Ernst Fuck
Sanatçının zamanla hesaplaşması söz konusu olduğunda ; uzun yaşamak her zaman bir handicap olmuştur , bu fazla zaman artığı "içerikte" tekrarı getirdiği gibi , izlediğim kadar tekniği de basitleştirir .Sanatçının parasal kaygıları da eklendiğinde nice önemli isimlerin yaşamlarının sonunda izlenen sonuç yapıtlarındaki tekdüzeliktir. Fuck, para ve ün'e ve de gereksiz mediatik şamataya yönelip ; günümüz resim sanatındaki pentür- tempera tekniğini Hausner , Andrew Wyeth vs. 'le en iyi uygulayan bir usta'dan basit bir ressama dönüşmesi beni hala şaşırtır.
Bu Viyana'lı ressam gurubun içinde ; Anton Lehmden 60 lı yıllarda İstanbul Tatbiki Güzel Sanatlar okulunda Prof. olarak çalışmıştır . Bir kaç öğrencisi dışında kimse tanımaz onu , çünkü o yıllar herkesin gözü Paris'e bakıyordu .

Anton Lehmden
Hausner' in resminde ana tem'in kendi "autoportrait" sinden yola çıkarak belleğinin " phenomen " panolarını tek tek açtığını , bu portrelerde çocukluğuna ve gençliğine , ailesine ve o düş peyzajlarına gönderi yapar. Uzak yaz denizlerine doğru yola çıkarız , bahriyeli giysisiyle Hausner geri dönüşlerde bu düşün hiç bir zaman kendini bırakmadığını anlatır.



Hausner / adam
Ressam boyayan bir robot değil de resme bir şairin işleviyle yaklaşan , sanatın plastik bir luzumsuzluk değil de rengin ve biçimin dili olduğunu bize anımsattığı için Hausner önemli bir sanatçıdır.


16 Eyl 2012

HAYAL MÜZELERİ 2 / VERMEER - PENTÜR SANATI


L'Art de la Peinture - huile sur toile-120x100 / 1665-66
Vermeer

Bugüne dek bir tablonun okunmasında : " içerik " adına  ; düş'e dair gizemi " alléégorie ", şiiri içeren anlatımı , resim tekniğiyle  ve de bir tuvalin el değiştiştirmesi adına , resim tarihinin en önemli yapıtlarından biridir . 1965 yılında , ilk kez   Viyana , Kunsthistorisches Museum'a girdiğimde , öyle bir müze düşünün ki düşlediğiniz tüm ressamlar sizi beklesin!  Önce hızla dolaşıp , kafamda bir çekim yaptım , bir kaç gün gelmek gerekiyordu yalnız seçtiklerime iyi bakabilmek için . Bilmiyorum ama her kez Vermeer'in atölyesi 'e dönüyordum , bir gizem , bir başka "allégorie" beni bu mekana çekiyordu . Şunu açıklamada fayda var ; resmi bilmekle , hissetmek aynı olgu değil ; oysa bugün bir bilgi çağı , herşey gözümüzün önünde , sanatın bir envanterini yapmak istiyorsanız ,bir düğmeye basmak yeterli , bir imaja , bir reprodüksiyona , sanatın öz geçmişine ulaşmak kolay , müzelerin retrospektif değiş tokuşu sayesinde fazla uzaklara gitmek de gerekmiyor . 1965 harp sonrası bir Avrupanın kendini yenileme adına yaptığı değişim , gözle görülüyordu. Bugüne göre daha hümanist ve toleranslı bu dönemde benim gibi beş parasız dolaşmak , müze gezmek gerçekten bir şanstı. Bu merak sonucu, sanat adına varoluşun ülkemizdeki "olamamazlığının " nedeni kafamda netleşmeye başladı ; şu karşımda duran tuvalin analizini ; yani içeriğini , pentür tekniğini , çağını , ressamını kimse yapmamıştı , hocalarımızın da haberi yoktu bundan , dedim ya " kültür lükstü " o yıllar .
Bu tablonun da anotomisi  ötekilerden daha çok yapıldı ; anlatmaya belki gerek yok ama sanatta yenilik yapmak isteyenlerden başka , gerçek resmi bilenlerin kanısınca resmin gelebileceği en uç bir düzey . Kısaca tanımlamak gerekirse , Vermeer iç perspektivde fotoğrafın tekniğinden kaynaklanıyor ; " la camera obscura " yani karanlık kutunun imgeyi yansıtmasıyla , kompozisyonun en güç sorunu  ; yakın-uzak arasındaki orantı sorununu çözüyor . Bunu o çağın bir çok ressamında görürüz , örneğin Dürer ;


Vermeer'in geliştirdiği bu tekniği 1687 de Johannes Zahn ' ın katkısıyla cameranın aslını görüyoruz :


CAMERA OBSCURA

Vermeer'in vision'undaki iç mekanın, perspektif adına örneğin tabanda gördüğümüz " carrelage " ın yakın-uzak sorununu çözmesi , tablodaki tüm objet-sembol'un figürlerle ilişkisindeki sağladığı ritm'dir . 
Ressam atölyeleri konu olarak , resmi ve ressamı tanımamız açısından bence çok önemli bir kaynaktır . Sanat tarihçilerinin çoğunluğu "sanat eserinin yaratıldğı mekanla " onu yaratan  "malzeme ve teknikle "ilgilenmemişlerdir . Gerçekten bir sanat tarihi yazılmışmıdır ? o da tartışılır . Bu nedenle  blog'da daha önce sözettiğim sahte Vermeer'lerin önemli müzeler tarafından satın alınmasınde rol oynayan tüm " expert " ve sanat tarihçilerinin ne Vermeer'in  akıl almaz boya tekniğinden ne de resminin içeriğini oluşturan vision'undan haberleri yoktu ! 

David Caspar Friedrich/ Atölye

Vermeer'in " pentür sanatı " ya da " A l' Allégorie de la peintur " tablosunda ressam ve modeli çevresinde bir atölyeyi donatan bazı objeler ; bir perde , bir avize - lustre- , duvarda bir Pay- Bas haritası ki bu harita Clees Jansz Vissscher'in elinden çıkmıştır , masanın üstünde bir mask yatık durumda .



Modelin mavi giysisi pigment olarak Lapis lazuli 'den geliyor , elinde ki trompetin bir övünç simgesi olarak ve de elindeki kitabın Thucydide'in 16 yüzyılda basılmış bir kitabı " livre d'or " , bilgiye bir gönderi , başındaki taç , mavi defne yaprakları da onuru varoluş adına sembolleştirmek olarak düşünülmüş . Model masanın üstündeki partition'daki Euterpe'in flüt için yazdığı notalara göz atıyor , dinginliği dikkati çekiyor , giysisiyle aynı maviyi içeren bir kumaş ve yatık bir maske , belki hayatın bir komedi olduğu mu içeriliyor ! Ressam Vermeer'in kendisi , sırtı dönük , dingin ve dikkatini modelin başındaki defne yapraklarına toplamış . Ön planda Vermeer'in ünlü perdesi , bir çok tablosunda görürüz bu perdeyi , albenisi çok renkli dokunuşu , bizi atölyeden çıkarıp , bir başka bölüme ; belki çırağının boyalarını hazırladığı , kendi simya dünyasına mı götürüyor , bilinmez ! 


Bu tablonun da öyküsü hemen hemen Vermeer'in 30 a yakın bıraktığı tüm eserleri gibi ilginç ; 1676 da ölümünden sonra dul eşi Catherina tabloyu annesi Maria Thins'e bırakıyor . Bir süre sonra o da Avusturya'lı kont Johann Rudolf Czernin'e 50 florine satıyor . Nedeni bilinmiyor ; bir süre sonra  Fransız sanat expert'i Thoré Burger tarafından Pieter de Hooch'un bir eseri olarak gösteriliyor yani 1860 yılına , bir Alman sanat tarihçisi Gustav Friederich Waagen'in tablonun Vermeer'in olduğunu kabul ettireceği güne kadar. Tablo Czernin şatosunda sergileniyor . İkinci Dünya Harbinde Almanyanın Avusturya'yı işgali sırasında Hitler'in tastikiyle Göring 1.65 milyar deutche mark'a satın alıyor, Bu kolleksiyon çok ilginç daha önce anlattığım sahte Vermeer'leri de almışlardı . Harpde sonucun kötüye gittiğini gören Göring , Avrupa müzelerinden talan adilmiş tüm kolleksiyonu eski bir "tuz " ocağına saklıyor . Harpden sonra Amerikalılar tarafından bulunan tablo Avusturya hükümetine teslim ediliyor ve Viyana'da Kunsthistorisches Muzeum'a asılıyor . Daha sonra Kont Czernin'in mirascıları Avusturya devletine tabloyu geri almak için dava açmışlardı , kanımca dava halen sürüyor .


Resmin tüm serüveninde atölyenin önemini , bu gizli mekanı , düşün gerçeğe yansıdığı atmosferi az da olsun ressamların gözünden görüyoruz . Eğer bugün sanat , contemporary adına bir fabrikaya , bir manufacture'e , collektif bir şamataya dönmüşse , resmin de yaratıda , yazıda, müzikte vs. olduğu gibi çok "indivuduel" bir eylem olduğunu hatırlatmak isterim .

9 Eyl 2012

HAYAL MÜZELERİ 6 /HOLBEIN - İKİ AMBASADÖR




Resim sanatı adına , dil ve teknik olarak beni sürekli şaşırtan , çağıran , öğreten bu tablo ; içerik olarak da sırlarını vermemekte direndi . Resimde detay olarak izlediğimiz tüm objeler , kendi aralarında , bir romanın gerektirdiği tüm ögelerle ilişki içinde bölümler oluşturuyor . Sonuçta Fransız kralı 1. François'in elçisi Jean de Dinville'ın öyküsünü izliyoruz . Dinville bir aristokrat aileden ,Troyes yakınında Polisy şatosunda yaşıyor ve resmin ve Holbein'in hayranı , Londra 'ya gelmeden önce tanıdığı bir astronom , Nicolas Kratzer vasıtasıyla tanımış Holbein'i ve tanıştıklarında şatosu için bu tabloyu sipariş veriyor . Tablodaki ikinci kişi ; yakın dostu Lavour eveque'i George de Selve . Holbein 1497'de  Augsbourg'da doğuyor ve önce Bale 'de sonra da İngilere'de yaşıyor . 1526 da İngiltere'ye yakın dostu filozof Erasmüs'ün tavsiyesiyle onun dostu ünlü filozor Thomas More'a gidiyor ki filozof o zaman Kral Henri 8'in maliye bakanı . Holbein'in Kral'la tanışması ve saraya portre ressamı olarak atanması gereğiyle .  Kader bu ya ; Londra'ya vardığı zaman Sir Thomas More , Kralın , kraliçe Catherine d'Aragon'dan ayrılıp Anne Boleyn'le evlenmesine karşı çıktığı için  Londra kulesinde idam cezasıyla tutukluydu. " Absürt " bir olay ,  ama bu büyük düşünür ; "Ütobia" nın yazarı , Erasmüs'ün yakın dostu ; filozof , laik , hümanist  théologien ve de politikacı , 1532 de girdiği hapishaneden ne yazık çıkamıyor ; 1535 de idam ediliyor ve kesik başı halka teşhir ediliyor . Daha sonra Oxfort , thomas More'un 17 cilt tüm eserlerini yayınlıyor.
Bu kompozisyonda Dinville solda, bir kolu bir Türk halısıyla örtülü masaya dayanmış , halının bir " Uşak " halısı olduğunu daha sonra öğrendim , ayrıca Henri 8 'in 500 ü aşkın bir halı kolleksiyonu olduğu da. 1549 da Kral Charl Quint bir elçi göndererek 10 ender Türk halısı almış . Üstünde astronomi alet ve gereçleri , bir kronometre , polyedrique kadran saatin 9.30 - 10.30 olduğunu gösteriyor . Holbein'in bir özelliği genellikle resmin mesajına çok önem vermesi ; sanki , günü ve geleceği arasında bilim adına bir bilgi hazinesi seriyor gözümüzün önüne , bu " polyedrique " onun bir başka resminde de yakın dostu bilim adamı Nicolas Kratzer'in portresinde tekrar ortaya çıkar :

Nicolas Kratzer - 1528

O çağın bilime ve bilgiye açılımında sembol olarak bu tablonun içereğinde  ; "quadrium " dört bilim ; özgür sanatlar , aritmatik , geometri , müzik ve astronomi , figürlerin kişiliklerine yönelik önemli bir yer alırlar . Tek tek ele alırsak :
detay


detay




Bir gök- küre , silidirik güneş saati , birbirinin içinde iki kadran solaire , bir " torquetum " , kırmızı ciltli bir kitap , altın yaldız fermuarlı bir loutre , alttaki raf : bir dünya- küre , açık bir matematik kitabı , bir gönye , bir pergel , bir lüth , kantik -müzik kitabı , dört flüt ve de masanın altında , yerde lüth'ün kılıfı seziliyor . Hiç bir objet bu atmosferi yadsımıyor , arka plandaki yeşil kadife perde de öyle bir ustalıkla işlenmiş ki onu çekip açarak , arkada ne var ? sorusu hala içimde !

detay
Niçin açmak diye sorarsak ; perdenin kenarında sezinlediğimiz bronz bir haç , demek ki bu perde bizi başka bir mekana götürebilir . Geri plandan öte bu tabloyu resim tarihinde en fazla üstünde yorum yaptıran , yalnız sanat tarihçilerini değil , bilim adına herkesin kafa yorduğu giz nedir ?

ÖLÜME DAİR
                                                           
 Bu tabloda ölüm dolaşır ama kimin ölümüdür bu ? Acaba o çağın kaderi mi , yazgısı mı ? Buna yanıt çok ; Holbein'in bize ulaştırdığı bazı yanıtlar : tabloda saat 9.30 -10.30 , Dinteville ve dostu George de Salve'nin yaşları 29 ve 25 , daha sonra kendi ölümleri de fazla uzak değil , Dinteville beresindeki broşta da bir ölüm simgesi kuru-kafa işlenmiştir ama en önemli giz ; figürlerin önünde , tabloyu bu tinsel boyuta sokan , ilk bakışta bir deniz kabuklusunun kurumuş formuna yakın bir meteor , sonuçta bir kuru-kafa'nın ANAMORPHOSE 'dur. Niçin ve kimin fikridir bu ? İleri sürülen bazı " argument"lere göre Dinteville bu tabloyu Polisy şatosuna götürüp , büyük salonuna astığında , tablonun asıldığı duvarın sağ ve soluna düşen kapılardan çıkarken , görüş açısının anamorphosu biraz normale götürdüğü ve kuru-kafanın anımsatılmak istendiği de söylenir.


Anamorphose bir görüntünün ayna ya da silindirik bir yansıma sonucu çarptırılmasıdır . Erken resmin büyük ustaları bunu peyzaja kadar götürüp şaşırtıcı sonuçlara varmışlardır. Bu tablonun analizini yapan ve bu konuda en önemli expert Jurgis Baltrusaitis'in çok ilginç denemeleri vardır. Batı resminin "ölüme dair" tüm "allegorique" yanı bir çok ressamın konu olarak aldığı , özellikle Renaisance'ın " VANITE "  yani ölüme özgü : geçicilik , boşluk , hiçlik vs. dir.

George de la Tour /Marie Madeleine-1644

Holbein kendi yaşamında , gençlik döneminde ressam babasıyla onun yakın dostu Grünewald'ı Antonins d'Issenheim "couvent"nında ziyaret ettiklerinde , onun ünlü tablosu " La Crucification "nun visionu onu tüm yaşamında etkiledi . Kralların portre ressamı olmak , onların özel hayatlarını paylaşmaktan öte modellerin de kaderlerini paylaşmaktı . Örneğin Londra'ya vardığında onu çağıran dostu Thomas More'u hapiste bulmak ve bir süre sonra da kesik kafasını görmek ,  giderek en gaddar Kral Henri 8 'in de çekim alanında olmak ,  kanımca kolay olmasa gerek .

Holbein / Henri 8
Her kez Londra Nationale Gallery'ye özellikle iki tabloyu tekrar tekrar görmek için döndüm ve de döneceğim ve biliyorum ki Holbein sırlarını hala saklıyor , peinture tekniğine gelince ona varabilmek gerçekten çok güç .