20 Eyl 2011

perili köşk

Rumelihisarı'ndaki perili köşk diye anılan Yusuf Ziya paşa köşkü , 60 yıllarında terkedilmiş , gizemsi uğursuz , masalımsı bir görünüşdeydi . Bugünkü gibi çevresinde hiç bir yapı , tepesinde de köprü olmadığı için bizi sinemanın içeriğindeki ; vampir öyküsüne çekerdi. Özellikle kışın , iskelenin karşısındaki Osman Avcı ' nın meyhanesinden çıkınca , sisin çöktüğü boğazdan geçen tankerlerin sis alarmlarının da etkisiyle içinde birinin lambayla dolaştığını görürdük , acaba bize mi öyle gelirdi.
İşte bu sanrı'nın da etkisiyle Akademi'den kadim dostum Kürt Necati'yle köşke yerleşmeye karar verdik. Bunu Osman Avcı'ya açınca , bize belki sahibi değil de  mirascılarında biri olabilecek Vefa semtimde kasap Sıtkı 'ya danışmamızı önerdi . Kasabı bulduk ama asıl mal sahibi olmadığını , kendisinin köşkün yanında bir arsası olduğunu , arsayı da bir türlü satamadığını anlatıp bizi köşke komşu olan Ermeni kilisesinin papazına gönderdi. Bu süre içinde bizim köşke yerleşeceğimiz duyulmuş ve çevrede yankılanarak bazı öneriler de gelmeye başlamıştı ; örneğin Fransız Naci köşkü gazino olarak kullanıp para kazanmayı teklif ediyordu , özellikle şairler ve yazarlar da  kendilerine oda seçimine başlamışlardı.
O yıllarda resim satılmazdı , ya öğretim üyesi olacaksınız ya da yeni yeni başlayan iç mimariye ve duvar süsleme - mozayık , seramik - gibi teknikleri uygulayarak para kazanma olanaklarını deneyecekdiniz . Bu konuda tek isim hocamız Bedri Rahmi idi. Bir hastaneye yaptığı mozayık pano için çalışmıştık , paraya gelince Eren Eyüboğlu'nun eli o kadar sıkıydı ki bir gün çalışmamızın karşılığınından , bir şişe " güzel marmara " şarabı almak için 1 lira isteyince , vermedi , moralimiz bozgun , şantiyeden ayrıldık , tekrar dönmemek üzere. Bedri Rahmi bunu duyunca gönlümüzü almak için , kendisine gelen fakat işleri dolayısıyla vakti olmadığı için yapamıyacağı ve de teknik olarak hiç denemediği yeni bir projeyi bize önerdi ; Şişli de büyük bir giyim mağzasına " vitray " yapılacaktı . Parasızlıktan o kadar bezgindik ki , yapamıyacağımız hiç bir şey yoktu ! Kürt Necati kısa bir süre sonra tekniği çözdü ; deseni cama çizip , selülozik boyayla renklendireceğiz Otomobil boyası olarak bilinen bu boya ; hızlı kuruma özelliği , istenilen kalınlıkta kullanılması , zamana çok dayanıklığı vs. kalitesiyle işimizi görecekti . Açıkca hoca bunu bilseydi , elinden çıkartmazdı . Hızlı bir şekilde gerekeni yapıp mağaza patronuna projemizi götürdük , Patronun gözü bizi pek tutmamıştı ama mağzanın yakında açılması gerekiyordu , başka olanağı yoktu . Avans olarak aldığımız parayla Çiçek Pasajına giderken , yine çevreden duyulduğu için , saklanmamız olanaksızdı , unutulmaz bir gece oldu. Ertesi gün kazancı Yokuşunda kısa süre için kiraladığımız bir dükkanda, vitray şantiyesi kuruldu. Gelen geçen , akıl veren , bunu kutlamaya gelenle hızlı bir kaç gün geçti , avans parasının tükenmesinin farkına vardığımızda , cam almak için kahveci Ahmet'ten borç aldık. Boya püskürtecek kompresör için Kürt Necati ceketini kefil verdi , boyalara gelince daha önce kravatların üstüne aynı boyayla desen çizdiği için , kalanları vitraya kullanacaktık.
Gece gündüz hızlı bir çalışmayla camlar vitraya döndü , bir hafta sonra da mağzaya taşındı , patron monte etmediğimiz için parayı kısıtladı , beğenisi üstüne de bir şey duymadık.
Elimize biraz para  geçmişti ve de şimdi Perili köşke yerleşebilirdik ! Hasan Avcı ' da hayal kurarak içtikten sonra  kiliseye gittik . Papaz genç , çene sakallı , modern görünüşlü sempatik bir kişiydi , sanata ilgiliydi ; dostca, bize bu köşkün oturulmaz durumda , yaşanacak bir yer olmadığını yıllardır terk edildiğini , genellikle varislerinin Mısır'da olduğunu anlattı , gidip bir göz atmamızı önerdi, bizim hayal kırıklığımızdan etkilenmiş ki ; kilisenin , yokuşun başında manzarası çok güzel ama bir duvarı tepeye dayandığı için çok rutubetli bir mekanının bulunduğunu , beraberce çıkıp bakmamızı önerdi . Hiç unutmuyorum güneşli bir gündü , yokuşu çıktığımızda sağ tarafta bir bahçeye girdik , taş yapı , aydınlık ufak bir mekan , olduğu gibi boğaz ayağını altında , bizim perili köşkü de kuş bakışı görüyoruz , bir düş gibi ! Rutubeti falan boş verip , kiraladık . Öykü uzun , konuya dokunmamın nedeni ; geçende okuduğum bir haberde , Borusan bizim Perili köşkü alıp , onarıp ,  mekanı " conceptuel " sanata adamış. O zaman bizim ruhlarımızın orada gezinmesi çok doğaldır .





.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder