15 Nis 2012

Böyle buyurdu Zerdüşt

Her şey çok hızlı bir değişim içinde , değişimin de  bir gereklilik olduğu söz götürür , sanat adına her dalda izlediğimiz örneğin yazı , resmin içine düştüğü " modern tuzağını " 60 yıllarında uzaklaştırmasına rağmen , kitabın albenisinin çekiciliği , onu " sur-charge ", çok fazla yazar , kitap okyanusu fenomeniyle karşı karşıya getirmiştir , kitap , para kazandıran bir mesleği de onurlandırmış ; yayınevlerinin de o denli çoğalması ,yazı ve  yazarlık şansını beraberinde götürüyor. Kitap seven olarak zamanla hesaplaşma , alınan kitapların birikimine , yeni yazarlardan aradığını bulamama , giderek gönül çelen eski yazarlarına dönme , yalnız bana özgü değil. Sinema da aynı yıllarda modernci " mystificateur " lerden kendini kurtardı , belki bugün en özgün diline ve tekniğine ulaşmış tek sanat . Müziğe gelince " contemporary " kompleksini silkeleyip , alabildiğince eski kaynaklarına döndü . Erken müzik . barok müzik grupları o kadar yaygın ki her gün yeni bir " partition "gün ışığına çıkıyor , bilmiyorum kim dinliyor en klasik olanlarını bile ; Varése , John Cage ,Stockhausen . Burada sözü getirmek istediğim  ; çağın değişiminin gözle görülür panamorası , çok yakın bir süreye kadar , geleneksel sergi çağırıları yavaş yavaş yerini bir takım eloktronik , anlaşılmaz mesajlara terk etti , resim sergileyen galeriler resmi müzeyedelere bırakıp yavaş yavaş buharlaşırken imge yok olup yerini her türlü "attraction " a bıraktı :



Gördüğünüz bana electronik ulaşan İstanbul galeri çağırıları , dikkat etmezseniz bu çağrıların New York ya da benzer bir kentten geldiğine hiç şüphe yok . Ne yapılmak isteniyor bunu çözümlemek güç değil ; " conceptuel " , yapıla yapıla suyu çıkmış ,"  instalation " lar  dan daha çok hangi amaçla kafa yıkamak , sizi hızlı bir şekilde uyutmak adına konulan ukelaca manşetler ; ötesinde de alış- verişden de bir haberimiz yok örneğin Arter'in afişinde görülen metal kafesler - içinde ne var anlıyamadım - satılık mı ? , kim alıp evinin salonuna koyuyor , koyuyor sa ederi ne ?


Palais de Tokyo-açılış ve ilk performance
Art contemporain başını almış gidiyor ; yeniden düzenlenen ve çağdaş sanatın mekke'si olacağı günlerdir konuşulan Paris'deki " Palais de Tokyo " kapılarını açtı  22.000 metrekare , 4 kat  labirent misali sürekli " performances " , konser ve konferans etkinlikleriyle sanat sevenlerin karşısında. Bizim Arter -İstanbul yanında ciddi kalıyor . Geçen yıl Grand Palais'de " Monumenta " nın krotörü Jean de Loisy yönetiyor  ve ilk sözü "..buranın bir küstahlık mekanı olacağı " ve de genellikle Fransız plasticien'lerine öncelik tanınacağını müjdeledi. Başka bir yenilik de mekanın " Alertes " bölümünde , bir yıldırım hızıyla habersiz yani aniden bir performance yapabilirsiniz !

"dekor" -Adel Abdessemed/ Galeri David Zwiner- New York
Cezayir çıkışlı bu sanatcı bügünler de çok gözde ; New York'da galleri David Zwiner 'de sergilediği " dekor " isimli eseri François Pinauld tarafından 1.5 milyon euro'ya satın alındı. Pinauld bu günlerde çok etkin ; Venedik'deki kendi mekanı " Le Palazzo Grassi "'de " başka ünlü bir sanatcıya bir performance yaptırıyor , yani " istediğini yap " , o zaman İsviçreli Urs Fischer'de bu fantastik mekanı kendine benzetmiş , bu küstahlıkla çirkinlik tüm rahatsızlık adına bir " fusion " oluşturuyor . Bu mermerin düşü diyebileceğimiz saray , contemporary'nin kaderiyle bir çöplük rahatsızlığına terk edilmiş.



Bilmiyorum sizi ; bu gidiş bana rahatsızlık veriyor , karabasan gibi bir şey , tarifsiz sanki benimle alay ediyor bu milyarder , tutunduğumuz değerler bir bir yok ediliyor , bir çirkinlik " sunami " sinde kaybolup gideceğiz!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder