11 Nis 2013

OXYMORE 12 / 4 / 2013

Yaşadığımız çağın belki en değişik yönü ; ilişkilerimizdeki anlatım adına sözden daha çok imgenin görselin öne geçmesi ; telefonunuza , tabletinize düşen bir fotoğrafın uzun söylevlerden daha açıklayıcı ve daha net oluşu , dostum Alpay Evin'nin bana gönderdiği müşterek dostumuz Gültekin Çizgen'nin sergi davetiyesi , örneğin :




Gülteki Çizgen benim 60 yılları Güzel Sanatlar Akademisi'den arkadaşım ; dekoratif sanatlarda okuduğu yıllarda fotoğraf sanatına yaklaşması daha sonra da  Türkiye'de sanat olarak ilk fotoğraf müzesini gerçekleştirmesi onun onurudur. Dün bir dostumun bana gönderdiği bir davetiye beni çok şaşırttı ; biliyorum ki Gültekin fotoğrafın yanı sıra image'ın resim sanatına uzantısında ; bilgisayarın olanakları ve de yeni baskı teknikleriyle sergiler , kitaplar yapmıştı ; şimdi de hat sanatı , caligraphie'ye soyunmuş , bu da güzel ama lütfen davetiyeyi okuyunuz ! Mevlid-i Nebemi ayında ne yapıyorsun  Gültekin Çizgen ?

Sanatçı dostum Galip Yılmabaşar Wiesbaden'de yaşar , dün müzenin önünden geçerken asılı afişler dikkatini çekmiş ;


Antonio Saura / Wiesbaden museum
Evet çoğu kez müzeler asıl öğretilerini unutup , bize kimin , niçin , neden kabul ettirdiği meçhul zevksizlerin mekanı olmaktan kendilerini kurtaramıyorlar . Antonio Saura tüm hayatında bir nevi Picasso kopyacısı ( ayrıca picasso'nun bu dönemini çekebilmek ayrı bir dert )  ve kendi aklıyla yorumladığını sanıyordu .


Ne yazık hiç bir öğrenme , yetenek , teknik işlevlerinden yoksun bu resim şu anda moda ; desen , peinture hak-getire , her yer dolup taşıyor.



Evet herkes resim yapabilir , sanat bugün açık bir kapı , şu güne kadar karşı-oluşlarıma çok az bir tepki gördüm ; tepki değil bir sessizlik , dehşet bir "hoşgürü" yaşanıyor , olabilir ya da niye olmasın ! Bir patronun boş çerçeve satın alması çevremde çok az kişiyi dikenlendirdi . Domuzun yaptığı bu aquarellé geçen yıllarda gördüğüm Sam Francis'in yaptıklarını anımsattı :

Sam Francis / atölyesinde

1994 de ölen Amerika'lı sanatçı "autodidacte" mış ve 2.dünya savaşında yaralanınca , ağrılarını unutmak için resim yapmaya başlamış .

İspanyol ressamı Miquel Barcelo bugün dünyaca tanınmış  ve marginal bir sanatçıdır ; gözü karanlık , hiç bir şeyden yılmayan , her türlü malzemeyi "toprak , taş , çamur,  çimonto" ve her kıtada atölyesi olan ve durmadan üreten biri . Bu synergie bir sanatçı için çok güzel ama ne yaparsa geçerli ; işte ben burada şüpheliyim :


Cenevre Birleşmiş Milletler "İnsan Hakları ve Medeniyetler" salonunun tavanına yaptığı 1500 metrekarelik bu resim ! 35.000 kg. boyayı püskürterek , mağralara özgü sarkıtlara özenerek yapılmış .Şimdiye dek bir güç olarak her politikaya karşı aciz , hiç bir savaşı durduramayan , elleri kolları bağlı BM. sanatçıya 20 milyon euro ödemiş ayrıca yarasa , örümcek vs. için ideal bir biosfer olduğu için de her yıl temizlik için harcanan para büyük eleştirilere neden olmuş,

Miquel Barcelo / stalactites
































Hiç yorum yok:

Yorum Gönder