15 Eyl 2013

ÇAĞDAŞ SANATIN BÜYÜK BLÖFÜ


Çağdaş Sanat adına yapılan şamatanın büyük bir "sirk" olduğunu , ileriye dönük hiç bir şansı olmadığını ,  sanat diye yutturmacılığın amacı sizinle dalga geçmek olduğunu ; lobbying sistemiyle
Modern müzelerin kontrolünü ele geçirmiş , biennal misyonerleriyle bizim gibi yükselmede olan ülkeleri nasıl yıkadığını vs. Söylediklerime yanıt almak değil , kanımca niçin hesaplaştığımı düşünenler çoğunluktadır . Şu günlerde İstanbul ve Lyon - Fransa- Biennalleri yani iki büyük sirk ve de bu hafta Book dergisi bu "Çağdaş Sanatın" ne mene bir balon olduğunu, Columbia üniversitesi sanat tarihi profesörü Alaxander Alberto 'nun yazdığı kitaptan hareketle ( L'Art conceptuel et la politique de la publicité ) - kavramsal sanat ve reklamın politikası- bu "kavramsal sanat"a genel bakış yani bir  "envanter" , daha önce kollektif bir çalışma olan kitabı "Art After Conceptual Art " - kavramsal sanattan sonra sanat- kitabıyla bence ilk kez bu dokunulmazlığı bozdu , "görülmeye değer hiç bir şey yok" diyor Marx Kingwell ; "...şimdiye dek bu bu kadar sanat ve sanatcı bolluğu görülmemiştir , bu kadar fuar , biennal , sergi ve galeri ! Kitsch bir tablo , bağımlı bir fotoğraf , éphemere bir installation ve de sergilenmek için sergilenmiş ilgisiz en basit objeler vs. bunlarla SANAT sözcüğüne hangi yönde bir anlam verebiliriz . Burada "Book'un blöfüne ara verip , ona yerden göğe hak verdirecek bugün Radikal gazetesinde okuduğum İstanbul biennali haberi veriyorum ; şunu belirtmem gerekli , bu "çağdaş sanat" fenomeni boş gezen bir çok kişiyi ; kratör , düşünür , art dealer , kolleksiyoner , müze tasarımcısı , bağımlı gazeteciyi meslek sahibi yaparken , evde kalmış ve resimden sınıfta kalmış o kadar artisti de gün ışığın çıkarttı .


Halil Altındere / müze gardiyanı
Ayşe Erkmen


Goldin+Senneby /Puppet from shorting the long position 2013


































Elina Lesper "El Malpensente" dergisinde : " ..artist , eleştirmen ve kretör bu cehennemli üçlü ; neyin sanat olabileceğine karar verirken estetiği bilerek dışlıyorlar . Kutsal bir görünüme bürünüp , din gibi dışlanması güç büyük bir pazar yaratıp tehlikeli bir inak - dogma -  nın yönetiminde ; demokrasi adına herkes sanatçı olabilir diyerek ,  médiocrité'nin demokrasisine yol açıyorlar "

Jeremy Deller / Venedik Biennali 2013

İstanbul Biennali 2013
Amaç "RAHATSIZ ETMEK" ama ne olursa olsun , saptırmak , içerikte hiç bir estetik endişe gerekmediği için sanat kalkanına sığınıp bir inak - dogma- yaratılmıştır ;

Sarah Lucas / yatak
Conceptuel olduğu için kimsenin haddine değil , onu yargılamak yerine sapıklığına saygı duyacaksınız ! Biennaller bir takım "sloganların" arkasına sığınıp , ciddi sosyolojik  bir tavır alıp " PERFORMATİF ARAŞTIRMA" gibi efemer lüzumsuzluklar artık yormaya başladı . Bu yıl biennalin sloganı : "ANNE BEN BARBAR MIYIM" bu da Lale Müldür'den alınmış ; kendisi de bir video'yla bu şenliğe katılıyor ve de taş bebeğiyle kenti dolaşırken ,  şöyle söylüyor "..kurbağaların olduğu yere gitmek istiyorum , gidersem bir daha dönebilirmiyim bilmiyorum , dönersem aynı insan olur muyum ? "
Lale Müldür , Kaan Karacehennem,Franz Von Bodelschwingh / video





















Hiç yorum yok:

Yorum Gönder